ARMUTLU TART & TARTE AUX POIRES FRANGIPANE

Armutlu TartYollar aşağıda güneyde bir yerlerde bırakıldı, ardımıza bakmadan kuzeye eve gelindi, bir sihirbazın mendilinden çıkardığı “sonsuzluk” adedince, arabadan çıkarmayı başardığımız bavullar açıldı, koyduğumu bile hatırlamadığım anılar ortaya saçıldı, çamaşırlar makinenin başını döndürmek üzere programlandı, anılar zihnin ilgili bölümlerindeki ilgili dosyalara yerleştirildi. Ara sıra serbest düşüş yöntemiyle kurtulan anılar kalbin de desteğiyle duygulara dönüştü, hemen ardından “farkındalık” dosyası açıldı saçıldı:) Bana ben hatırlatıldı:)

“Şimdiki An Kanıtları”: Fotoğraflar “1,0”lardan oluşan raflara özenle yerleştirildi, yakın bir zamana kadar neredeyse her gün açılıp bakıldı, bazıları gülmekten kırdı geçirdi, bazıları photoshop’lanıp kolaj haline getirildi ve size görünmek üzere paylaşım odasına yerleştirildi.

Annemin doğum günü kutlandı, frambuazlı pasta yapıldı, pasta, frambuaz sevmeyen O tarafından bile iştahla yendi:) Loli Paris’e uçtu, ne zamandır sesi soluğu çıkmayan arkadaşımın doğum günü kutlandı, Çiya günleri düzenlendi, İstanbul’un kış moduna geçtiği fark edildi, İstanbul’un kış halini ne kadar özlediğim ve sevdiğim bir kez daha hatırlandı, onlarsız bir kış düşünemeyeceğimiz dizilerimizin –House, Fringe…- yeni sezon bölümleri arka arkaya izlendi, onları ne kadar özlediğimizde gözlerden kaçmadı, bu sevgi yumağına Lie To Me, Flashforward gibi bir takım yepyeni diziler eklendi, özellikle FlashForward çok beğenildi ve ilk okul zamanlarımda iyi okuyanların her gün biraz daha kırmızıya boyanan elmaları misali kırmızılaştırıldı, neredeyse listenin bir numarası House’un tahtını sallamaya yaklaştırıldı:)) Daha iyi ve daha yeni “dizi araştırma ve keşif çalışmaları” başlatıldı:)

Arkadaşlar geç kahvaltı erken öğlen yemeğine; brunch’a davet edildi, çikolatalı ekmek, safranlı soğanlı focaccia, menemenin fransız hali gibi yeni tarifler hayata geçirildi, çok beğenildi:) Leyleğin havada görülme etkisiyle arkadaşlarımızla hafta sonu annemlere kaçıldı. Kaldığımız süre boyunca evde durulmayıp ağaçların ve yeşilin kucağında yeni yollar keşfedildi, keyifle ve huzurla dolup taşıldı. Acaba buralardan bir arazi mi alsak soruları gündeme getirildi.

Çocukları çok sevdiğini bildiğim annemin, “tatil boyunca çeyrek yer tutan bebişe” yapışıp kalması ve ayrılamaması, benim bir çocuğum olması durumunda olabilecekleri düşündürdü, ve işte yine raflardan atlayıp sıçrayan binlerce düşünce ve anının altında kalındı:) un ufak olundu:))

Hafta sonu kaçamağı boyunca Datça ve Marmaris’i kırıp geçirdiğimiz muhabbetler, “çekirdek aile faciaları” ve fonda şen kahkahalar çokgeninde girişimcilik rüzgarları estirildi:)) Dijital alemdeki yenilikler masaya yatırıldı, ne yapsakta Range Rover Sport’ların 2010 modellerini alsak hayalleri kuruldu, hemen ardından Range Rover kiralayıp Avrupa’yı şen kahkahalarımızla sallama hayallerine geçildi:))) Acaba 3 gün Como gölü, 4 gün Toscana mı yapsak tartışmalarıyla “geyik candır” sloganı doğrulandı:) Dönüş yolunda otobanda “geleceğimize” dair işaretler arandı ve bulundu:) Köprü trafiğinde yanımızda duran arabanın içinde canlı canlı davul dümbelek çalan ekiple kahkaha doz aşımı yaşandı:))) Annemin müthiş yemekleriyle tatil dönüşü itinayla verilen kiloların ufak da olsa bir kısmı geri alındı, tekrar verilmeye gayret edildi:)

Gençlik bile değil küçüklüğümdeki şarkılar dinlendi, dinlendi ve yine dinlendi, Fame’in yeni versiyonu “çocuklarla” birlikte seyreldildi:) “Orjinal candır” denilerek ilk fırsatta Fame 80’li yıllar versiyonu ve Flash Dance izlenmeye karar verildi, hamuru çikolatalı krep denendi, tarafımızca çok sevildi, montlar, botlar bilumum kışlık kılık dolabın “sık kullanılanlar” bölümünde yerlerini aldı, O’nun işten  arkadaşının yeni doğan bebeği ziyaret edildi, kış, rüzgar, fırtına, dinmek bilmez yağmur ve trafikte geçirilen saatler ile patlandı, çatlandı, parçalarımız evrenin bilinmeyen köşelerine ulaştı, sinemaya gidildi, kayınpederimin doğum günü kutlandı, tatil öncesi yaptığım çikolatalı macarons’ları çok beğendiği ve yemekten kendisini alamadığı öğrenildi.

Loli hava alanından alınmaya gidildi, kulağında ki kocaman küpeler, daracık gri pantalonu ve Converse’leriyle hafta hafta nasılda bir genç kıza dönüştüğü yine, yine ve yine keşfedildi, Kanyon Macro’dan haftalık alış veriş yapıldı, Kanyon’da 100 ytl’lik her alış verişe D&R’dan 20 ytl’lik hediye çeki verildiği,  Loccitane’da her ayın ilk ve son günü * işaretli ürünlerde %40 indirim olduğu öğrenildi:) Richard Bach’ın Hipnozcu adlı yeni kitabının çıktığı görüldü çok ama çok sevinildi, keyiflenildi:))

Bütün bunların arasında armut mevsiminde Fransızların meşhur “bademli armutlu tartı” yapıldı, her zaman olduğu gibi kararsız ben tarafından bir kaç tarif orasından burasından çekiştirildi sonunda belki de sırf tarife ekledikleri kakule yüzünden Country Homes dergisinin Ekim ayı sayısındaki “armutlu tart” mutfağımda hayat buldu:) Tarifte ki un badem oranı ile oynanarak badem oranı azaltıldı. Pişmiş meyveleri sevmeyen O bile bayıldı:) Biz azıcık tadına baktıktan sonra armutlu tart arkadaşımın evine doğru yola çıktı, ev ahalisinin ve misafirlerinin çok beğendiği telefonda yarım saatlik konuşma sırasında öğrenildi:) Mutlaka mutfağa girip denemeniz ve deneyimlemeniz gerektiği düşünüldü, şimdiden afiyet olsun denildi ve şimdiden lezzetli ve keyifli bir kış dilendi:)

Servis: 6 kişilik

Malzemeler:

  • 350 gr sweet shortcrust tart hamuru
  • 50 gr badem tozu
  • 15 adet kakule
  • 100 gr tereyağ, oda sıcaklığında yumuşamış
  • 100 gr toz şeker
  • 1 limonun rendesi + 30 ml/2 tablespoon limon suyu
  • 3 adet orta boy yumurta, çırpılmış
  • 85 gr un
  • 3 adet armut
  • 60 ml/4 tablespoon armut konservesi suyu ya da taze sıkılmış  -1 adet armut- suyu

Hazırlanışı :

 

  1. Tart hamurunu buradaki tarifle hazırlayın ve pişirin.
  2. Tart hamurunun pişmesine yakın, tartın içini hazırlayın; kakuleleri bir bıçak yardımıyla kabuklarından ayırarak tohumlarını küçük bir torbada vurarak ezin, tamamen toz haline gelmesi gerekmez. Bir miktar ezmeniz yeterli olacaktır. Sonra ezebildiğiniz kadarıyla kakule tohumlarını kullanılmak üzere küçük bir kaseye alın.
  3. Bir karıştırma kabında yumuşamış tereyağ, şeker, kakule tohumları ve limon rendesini el mikseri ile karışım yoğun bir kıvama gelinceye dek çırpın.
  4. Bu karışıma önceden çırpmış olduğunuz yumurtaları ekleyin ve çırparak karışıma yedirin.
  5. Daha sonra badem tozu ve unu da karışıma ekleyerek bir kaşıkla karıştırın. Karışım yoğun bir hamur kıvamına gelecektir.
  6. Karışımı pişmiş tart hamurunun içine aktarın.
  7. Fırını 180 C dereceye ayarlayın.
  8. Armutların sapları kalacak şekilde kabuklarını soyun ve 1 tablespoon limon suyuna batırın.
  9. Daha sonra 3 adet armudu saplarına 3 parmak uzaklıktan keserek tartın içine belirli aralıklarla yerleştirin. Armutların kalan kısımlarınıda çekirdeklerini çıkararak dilimleyin ve tartın içine diğer armutların arasına yerleştirin.
  10. 180 C derecedeki fırında yaklaşık 30 dakika kadar tartın içindeki karışım hafiçe kızarmaya başlayana kadar pişirin. Eğer hamurun kenarları kahverengileşmeye başlarsa kenarlarını folyo ile kapatarak pişirmeye devam edebilirsiniz. Bir bıçak ya da kürdanı tartın ortasına batırın, temiz çıkıyorsa pişmiş demektir.
  11. Fırından çıkardıktan sonra oda sıcaklığında soğumaya bırakın.
  12. Servis yapmadan önce armut konservesinin suyunu ya da taze sıkılmış 1 adet armudun suyunu ve geri kalan 1 tablespoon limon suyunu bir cezvede ısıtın -kaynatmayın- ve bir fırça yardımıyla bu karışımı tartın tüm yüzeyine sürün; glaze edin ve afiyetle yiyin:)