BEN’LERİN İÇİNDEN…

Ben'lerin IcindenBugün, “giriş paragrafı nasıl olsun” konusunda anlaşamadıklarından sabahın erken saatlerinde yeniden bir araya gelen “ben”ler”, nispeten daha sakin ve verimli geçen bir “egolar egolara karşı” fikir turlamasının ardından bir çözüme ulaştılar ve toplantıya katılan “ben”lerden en beğenilen bir kaç tanesinin “giriş paragrafı”nı yayınlama kararı aldılar.
İzleyen & Gözlemleyen Ben

Ben 1 :

Bir yılda bir kere geliyor sadece, rüzgar gibi geçip gidiyor, hiç gitmesin istiyorum, daha gitmeden “gelecek” gelişini iple çekiyorum, neyse ki en uzun günü içinde bir tek o barındırıyor. Sıcaklığı ılık ılık, yakıp kavurmuyor bulunduğum enlem ve boylamda:) Herşey olabilirim, herşeyi yapabilirim dedirtiyor sanki bana, uğurlu sanki… Çok seviyorum onu… Haziran o, en sevdiğim, sahiplenebilir miyim? “Ben”im “ay”ım geldiiiiiiiiii…

Ben 2 :

Yol, yolcu, yolculuk … Anlamları var bana. Üçünü çarpıp karekökünü alsam sonuç OL. OLmak… Yollar yeni boyutlar, yolcular yeni açılımlar, yolculuklar yeni dönüşüm ve OLuşumlar… İçerde, dışarda, uzakta, yakınımda… Her zaman… Burada, şimdi. Eve dönüş yolunda… Tek başıma… Tüm Ben’ler BİR arada, ben ben’in yolunda…

Ben 3 :

Kaş Kalkan yolcusu kalmasın:))) Yarın gidiyorum, gidiyoruz; O ve Ben:) kıştan sonra yaz geldi, yazım geldi, tatile çıkma vaktim geldi… Çok heyecanlıyım hem de keyifli:) İki yazdır gitmedik o büyülü mekana. Dün resimlerine bakarken ne kadar özlediğimi farkettim. Gidenler bilir, başka bir büyüsü vardır Kaş ve Kalkan’ın. Sabah uyandığınızda pencereden bakar, bakar ve yine bakarsınız… Yolun sonunda başka bir boyuta mı geçtim, rüyada mıyım, burası cennetin simüle edilmiş bir versiyonu mu, Coca Cola’nın mutluluk vaad eden reklamlarından bir sahne mi, yoksa uzakların yakın hali mi diye düşünürsünüz, huzurlu ve keyifli hissedersiniz. Mavisi başka mavidir, denizi buz&berrak… Şimdi yolculuk zamanı:)

Ben 4 :

Veeee Prison Break‘te bitti. Vatana millete cümle aleme hayırlı ve de uğurlu olsun. Üzüldük aslında ne yalan söyleyeyim, kaç sezondur bizden biri oldular, onların hiç bitmeyecek sandığımız “kaçış” sahnelerinde yakalayıverdik kendimizi. Gerçi bir sezon daha yüreğimiz dayanmazdı bu kaçma-kovalamacaya. Nispeten “mutlu” sonlandı. Geriye elimizde ne kaldı? House Md; ailemizin doktoru, duyduğuma göre bir sezon daha oynayacakmış:) şükürler olsun:))), bir de sezonu yazın açan Mad Men -ki bu iki dizi, listemin sırayla ilk ikisinde- var, Lost; sanki yapmak zorunda olduğum ödev zihniyetiyle seyrediyorum, biterse üzülmem, arkasından bir damla yaş akmaz:)), Heroes; -ki bu iki diziyi biraz seyretmesem hiç izlememiş gibi oluyorum- kafam karışıyor artık. Yeni diziler keşfetmek lazım, bu yaz Fringe‘e mi başlasak acaba, ne yapsak:)))

Ben 5 :

Yaz geldiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii, yuppiiiiiiii, ya ba da ba duuuuuuuu… Tiril tiril elbiseler, özellikle uzun olanları, rengarenk açık ayakkabılar, özellikle parmak arası terlikler ve de özellikle koca bir yaz neredeyse iş dahil her yere onlarla gittiğim Birkenstock‘larımmmmmm, hepiniz çıkın kış boyu saklandığınız yerlerden, şimdi sizin zamanınız:)))

Ben 6 :

Dijital tartı bu, her şeyi tartıyor, her sabah bakıyorum kaç gr hafiflediğime:) İlk haftalardaki gibi hızlı değil artık, “yağ yakıyorsun da ondan” diyor bir ben, diğeri gülmekten yerlere yıkılmış durumda, -offff- diyorum ben tüm ben’lere -gidin başımdan-, geçiyorum aynanın karşısına, sağ sol, şimdi bir de şöyle döneyim, yanlar ne durumda, incelmişim sanki derken, emin olamıyorum, O’na soruyorum – genel bir incelme var- diyor. Erkek dilinde bu ne anlama geliyor acaba?:)))

Ben 7 :

İlkokul sonlarında ya da ortaokul başlarındayım, ilk bilgisayarım ZX Spectrum; bilgisayar demeye şahit yetişmez, televizyon ekranı ile teyp gibi diğer elektroniklerle entegrasyonu olmazsa bir hiç:)) Geriye ne mi kaldı? Klavye, joystick, oyun “kaset”leri:))) Ne komik değil mi, artık oyunlar için cd’ye bile gerek yok, “download” edebiliyorsunuz. Neyse işte öyle bir dönem, bir oyun var bende; ablamla adını “kuşi kuşi” koyuyoruz, belki de ismi ondan hallice bir şey, onu da tam olarak hatırlayamıyorum:) Bilgisayar&Oyun maceram böyle başlıyor. Günlerden bir gün, bilgisayarlar “dönüşüyor” tabii oyunlarda ve bir gün The Sims dünyaya geliyor, ben kocamannnn olmuşum artık ama bugünlere göre hala daha genç ve özgürüm:)) The Sims fanatiği oluyorum, derken onun yaratıcıları EA Games’in pek çok oyununu oynuyorum. Zaman geçiyor, gidiyor, O’nunla tanışıyoruz, bu sefer Warcraft gibi birkaç kişilik oyunları birlikte oynuyoruz. Evleniyoruz; annemlerin evinde atılacaklar arasında duran ilk bilgisayarımı görünce çok değerli bir şey görmüş gibi gözleri yuvalarından fırlıyor, alıyor kolunun altına eve getiriyor, depoya konuyor, sanki kim ne yapacaksa onla?:) Çalışma odamızda uzunnnn bir masa, üzerinde iki bilgisayar, oyun zamanı, yan yana, ayrı ayrı oyunlar oynuyoruz gece yarılarına kadar, masanın ortasında bilumum yiyecek içecek, oyunu bırakabilip mutfağa giden olursa sipariş alıyor:)) Geçen sene aramıza katılan Wii oyun konsolu ise yeni gözdemiz… Uzun lafın kısası The Sims 3 çıkmış, ayrıca henüz Türkiye sınırlarında olmayan 19 Mayıs’ta çeşitli ülkelerde satışa sunulan Wii Active Sports Games‘i istiyorummmmmmmmmm:)))

Ben 8 :

Çocuklar şekerci ya da oyuncakçıların önünde kilitlenip kalırlar ya hani, hani bir yıldız kayar da insan, işte öyle bir şey:)) Kozmetik sektörünü seviyorum. 20’li yaşlarda kullandığım Lancome, Shiseido gibi ürünler 30’lara doğru yerlerini sadece eczanelerde satılan cilt doktorumun da tavsiye ettiği marka ve ürünlere bırakıyor; Bioderma, La Roche Posay gibi. Kağıttan bile daha beyaz bir cildim olduğundan:) tatil zamanı “güneş koruması” benim için listenin en başında geliyor.  Haliyle cilt her anlamda ince ve hassas oluyor, özellikle yüz kısmı. İyi bakmak gerekiyor, ona iyi gelecek ürünler kullanmak gerekiyor. Kullandıklarım arasından 5 ürünü tavsiye ederim, özellikle Bioderma’nın güneş koruyucusunu ve hem yüz&göz makyajınızı temizleyip, hem cildinizi nemlendiren, hem tonik niyetine özellikle hassas ciltler için önerilen temizleme “su”yunu daha yakından inceleyin derim.

Ben 9 :

Bavul hazırlamayı sever misiniz? Tatile giderken evet ama dönüşlerde bitse de kurtulsak ruh haliyle yaparım hep, eve dönüşte kirlisi temizi ne varsa yıkanır falan, uzun fasıllar yaşanır, makinenin başı döner hatta çalışmaktan:) Beni Londra’lara taşımak için alınan kocamannnnnn bir kırmızı bavulum var, dünyalar sığıyor içine , artık ikimizi birden taşıyor güney yollarında:) Şuan 1/2 oranında dolu, daha kitaplar, dergiler bir sürü ıvır zıvır var almadığım, bir de tatildeyken -aaa x’i unutmuşum- diyeceğim son dakika eşyaları:) Bavulumuzu kapatıp yollara çıkma, yolcuğuğa çıkma, tatile çıkma vakti yaklaşıyor, oradan sizlere hangi görselleri getireyim? Siparişlerinizi hafta boyunca alabilirim:)

Yolların sonunda “kirazın Fransız kılığına büründüğü” bir tatlı ile buralarda olacağım. Size farkındalığın sınırlarını aştığınız, çoştuğunuz, aydınlık ve keyifli bir hafta diliyorum.

Sevgilerimle,

Oytun, Ben+ 🙂