BİTTER ÇİKOLATALI KÖPÜK & MOUSSE AU CHOCOLAT AMER

Cikolatali KOpuk29’da sokağın köşesinden 30’a baktınız mı, geriye dönüş olamayacağını fark ettiniz mi, bu geri dönüşümsüzlüğün farkının farkına varabildiniz mi?, ne zaman, hangi zaman.. Zamanın su gibiliği mi “aynı nehirde iki kere yıkanılamayacağını” düşündürten kimi düşünürlere. Ya aynı nehir ve aynı zamandan varsa dediniz mi? Zamanı gördünüz mü, duydunuz mu, hissettiniz mi, ölçtünüz mü, biçtiniz mi? sahip oldunuz mu, tükettiniz mi, çaldınız mı, kaybettiniz mi, yaşadınız mı, sevdiniz mi.. Her mm’sini arşınladınız mı? Geçmişe mi sarıldınız dört elle, geleceğe mi uzattınız kollarınızı, yoksa dün ve bugün kış bulutlarının ilkbahar güneşini eteğinden çekiştirdiği gibi orasından burasından çekiştirdiniz mi zamanı? İşte bütün mesele bu: bulutsuzluk özlemi:) Güneşi geri istiyorum; aydınlık ve sıcak günleri.
Güneşli ve sıcacık bir hafta sonu geçirdik: Cumartesi günü o kadar sıcak ve o kadar güneşliydi ki, O’nun suratında Beyaz Fırın’ın tüp gazı mıydı patlayan yoksa kışın eteğinden çekiştiremediği öğle güneşinin inanılmaz “kırmızı” efekti miydi yüzüne her baktığımda gülmekten kırılmamı sağlayan hala emin değilim, değiliz:)) Mis gibi hava ve mis gibi hamurlular eşliğinde dedi-kodu (ikisini ayırınca ne kadarsız anlamsız olduğunu “şimdi” fark ettim:) yaptık, güldük, keyiflendik, yedik, içtik çoook sonra fark ettim O’nun suratını, suratını mı yoksa iki yuvarlak olarak gözlüğün arkasına saklanmış kalmış beyaz çerçeveli gözlerini mi:) emin olamıyorum. O güneşte bu kadar yanılır mı?:) Dedi-kodu’dan farkına varmamışız:) Eve geldik, bö2009 ‘a başvurdum, yeni yeni yepyeni, çiçeği burnunda snOw eggs için:)

Zamanda geri gitme zamanı: Cuma günü, yoldayım, kulağımda Abba, aklımda  Mamma Mia‘dan görüntüler; ben de 60’lı yaşlarıma geldiğimde Meryl Streep gibi olmak istiyorum düşünceleri ve Levent ufukta gözüktü. Yanımda yeni fotoğrafçı, senarist, eski Türk Marka’ları emektarı her daim bir sosyolog var, hava güneşli, kırlarda koşma, coşma enerjisi var içimizde, tabii ki Kanyon‘dayız:) Karnımız aç, kararlıyız, House Cafe‘de yemeliyiz, kapıyı açıp içeri girmekte zorlanmamızın sebebi öğle yemeği saati bu alımlı mekanın 360 derece performans bazlı stratejik iş dedi-koduları:)) yapan büyük büyük iş adamları ve iş kadınları ile dolu olması değil sadece; sıra sıra.. herkesin masasında bir iskemlelik yer kaplayan yepyeni, gıcır gıcır, göster oğlum/kızım ayakta kalanlara maharetlerini dercesine sıralanmış, dizilmiş, özenle tabakların yanlarına yerleştirilmiş blackberry‘ler:))) ne yapalım biz de şimdi gider sonra geliriz, gün bizim, zaman bizim mi? O gün zaman bizimdi:) Sonra yine geldik, kararlıydık, küçücük bir masaya oturuverdik, enine boyuna menülerden yemeklerimizi seçtik, güldük, keyiflendik, yedik, içtik.. Biraz dolaşmalı ve tatlı için midelerimize yer açmalıydık, açtık:) istikamet; Le Pain dedik, oturmadan önce tatlı vitrinine yapıştık, kaldık, sonunda karar verdik; çilekli tart yedik, ilk kez o gün fark ettim tart hamurunun iç yan kenarlarını (geometri problemi değil:) incecik beyaz çikolata ile kaplamışlar, belli belirsiz, daha önce dilim ve/ya gözüm farkına varmamıştı bu lezzetli gerçeğin. Evde denenmeliydi mutlaka:) O, işten çıktı, birlikte evimize döndük, cuma günüydü, sinemaya gidilmeli internetten bilet alınmalıydı. Marley&Me gelmişti, ateşle oynuyordum aslında, “köpek” tutkusuyla yanıp tutuştuğumu, o boncuk gözlere baktığımda içimin eridiğini bile bile, bebek, köpek, geçen zaman, 20’li yaşlar, kelebeğin özgürlüğü, kapıya dayanan 33 yaş, aynılıklar gemisi gibi bermuda şeytan “çokgeni” arasında sıkışıp kaldığım bir zamanda hem de bile bile hem de farkındalıkla gidilir miydi o filme; gittik:)) Çok ama çok keyifliydi, gidin görün, gülün, ağlayın, keyiflenin, hüzünlenin, çokgenler arasında kalmışsanız yine gidin, “köpek” ler sizin için çok ama çok önemliyse yine gidin ama benden söylemesi göz yaşlarınızı bırakmaya ya da kontrol etmeye hazırlıklı olun.

Zamanda “haberlerle yolculuk” zamanı: Google Reader sağolsun dünyada ne oluyor, ne bitiyor, ne başlıyor, hepsini derleyip toparlayıp bir tık yakınıma kadar getiriyor. Seçtiklerim şöyle;

Zamanda ileri giderek çikolatalı tarife varma zamanı: Nisan ayındayız, rastladığım çoğu erkek/kadın kış sonrası yaz öncesi diyeti yapıyor, ben hala yiyorum:( Sizden de tatlı tarifleri isteği var. Madem öyle, çikolata aromasının her zerresinin farkına ve tadına varacağınız bir Fransız tarifi. Ayrıca O’nun da benim de çözemediğimiz bir şekilde sebepsiz gülme krizi gibi bir yan etkisi de var, öyle böyle bir gülme değil diyorum, gözümüzden yaş gelircesine, acaba likörü yanlışlıkla fazla mı koydum ne?:))

Baştan söylemekte fayda görüyorum; bu tarif “gerçekten” bitter. Eğer bitter sevmiyorsanız tarifteki bitter çikolata oranını yarı yarıya azaltıp, diğer yarıyı sütlü çikolata ile yapmanızı ısrarla tavsiye ediyorum. Bir de  alacağınız bitter %65 kakao oranı içeren “mild dark” denilen daha hafif bir cins bitter olmalı. Bitter’ciyiz biz diyenlere önerim ise halis muhlis %85’liğinden bir Lindt Excellence ile bu tarifi uygulamaları. Yapınız, yiyiniz ve sonrasında kahkalarla gülünüz:))))))) Yanında da Mamma Mia seyrediniz, tam zamanı şimdi:)

Servis: 6 kişilik

Malzemeler:

  • 225 gr bitter çikolata, küçük küçük doğranmış
  • 60 ml / 4 tablespoon su
  • 30 ml / 2 tablespoon portakal likörü ya da brandy
  • 30 gr / 2 tablespoon tuzsuz tereyağ, küçük parçalara bölünmüş
  • 4 yumurta, sarıları ve beyazları ayrılmış
  • 90 ml / 6 tablespoon çırpılmış krema
  • 1,5 ml / 1/4 teaspoon tartar kreması (İstanbul’da İstinye Park pazarındaki Arifoğlu mağazasında satılıyor, aktarlarda da  bulunabiliyor)
  • 45 ml / 3 tablespoon toz şeker
  • Servis için; ekstra çırpılmış krema ve çikolata bukleleri

Hazırlanışı:

  1. Bir tencerenin içine suyu ve doğranmış çikolataları koyarak, düşük ateşte, eriyene kadar karıştırın.
  2. Tencereyi ateşten alın; içine  küçük parçalara ayırdığınız tereyağı ve likörü ekleyerek tel çırpıcı ile hızlıca karıştırın
  3. El mikseri ile bir kapta yumurta sarılarını 2-3 dakika krema kıvamına gelene kadar çırpın, mikserin hızını düşürerek yavaşça çikolata karışımını ekleyin ve tüm malzemeler iyice karışana dek çırpmaya devam edin
  4. Başka bir kapta kremayı koyu bir kıvama gelene dek çırpın ve bir kaşık kremayı çikolata karışımın içine ekleyip karıştırın, sonra geri kalan kremayı da ekleyin ve karışıma yedirin
  5. Başka bir kapta  el mikseri ile yumurta beyazlarını kar-köpük:) kıvamına gelene dek çırpın, tartar kremasını ekleyin, mikserin hızını azaltarak çırpın, sonra azar azar olmak üzere şekeri serpiştirerek ekleyin ve karışım parlak ve yoğun bir görünüm alana dek çırpmaya devam edin
  6. Slikon spatula ya da büyük bir metal kaşık yardımıyla önce yumurta beyazının çeyreğini çikolata karışımına ekleyerek karıştırın. Sonra geri kalan beyazı da çikolata karışımına ekleyin ve aşağıdan yukarıya doğru yarım daireler çizerek iyice karıştırın
  7. Karışımı kaselere eşit miktarda koyarak, buzdolabında 2 saat kadar bekletin
  8. Üzerine bir miktar çırpılmış krema ve çikolata buklesi ekleyerek servis yapın