Usulca dönüverirken sokağımızın köşesinden bahar, yazın, Haziran’ımın ve birkaç günlük Olympos kaçamağının çok yakınlarda olduğuna bile sevinip heyecanlanacak vakit bulamazken… Sonunda çok uzun zamanlardan beri beklediğim an gelip kapımı çalarken; aklım, fikrim, günlerim ve hatta gecelerim iki kişilik çekirdek klanımıza katılan simsiyah, kadife tüylü o evlatla akıp giderken…
Sabahtan beri ben nereye onlar oraya, masum bakışlarıyla yüreğimin üzerinde duygusal yükler oluşturmaya çabalayıp peşimde dolanıp durdular. Dertleri biran önce fotoğraflarını sizlerle paylaşmamdı. Sesleri çıkmadı, hadi yap artık demediler ama adeta gözleriyle daha da fazlasını ifade ettiler.
Bugün, “giriş paragrafı nasıl olsun” konusunda anlaşamadıklarından sabahın erken saatlerinde yeniden bir araya gelen “ben”ler”, nispeten daha sakin ve verimli geçen bir “egolar egolara karşı” fikir turlamasının ardından bir çözüme ulaştılar ve toplantıya katılan “ben”lerden en beğenilen bir kaç tanesinin “giriş paragrafı”nı yayınlama kararı aldılar.
İzleyen & Gözlemleyen Ben
Gözlerimi açtım; uzaklarda dans eden güneşin siluetiydi duvarları aydınlatan, keyiflendim. O’nunla kocaman bir gün ve bir gün daha vardı önümüzde; güneşli günlerdi bunlar… Her ne kadar paralel evrenler ve zamanlar olduğu üzerinde yazılıp, çizilip, bir tahtaya dizilip zihinlerimiz zorlansa ve “zaman” görece bir kavramdır gibi ağır ağır tarifler verilse de bizim kaybedecek bir “zaman”ımız vardı “bugün”.