ÇİKOLATA AŞIKLARININ RÜYASI & TORTE AU CHOCOLAT

Cikolata Asiklarinin RuyasiEn sevdiğim Haziran’ımın üzerinden zamanlar geçti, zaman evreninde konumumuzu hatırlatan takvim sayfalarının bir bir göç edişi izlendi, Aralık sevgiyle kucaklandı, ve hatta en az Haziran kadar sevildiği ve keyifle karşılandığı fark edildi, ve daha neler neler farkedildi ve keşfedildi…

“Londra özlemi”min, kapalı kutusunun kilitlerini kırarak karşıma dikilişi ile baş edilmeye çalışıldı, pek mümkün olmadığı görüldü, kendisiyle açık açık konuşuldu, yakın zamanda olamayacağı anlatıldı, gözlerim, gözlerindeki hüzne katlanamayacağı için, dizlerinin üzerinde birleştirilmiş dirseklerine ve yüzünü kırgınlıkla destekleyen ellerine odaklandı, “yeni yılda gideriz” sözleriyle teselli edilerek yeniden kutusuna yerleştirildi, sevgiyle… Ne zamandır hiç yazışmadığımı farkettiğim ve Londra’da tam bir yıl boyunca evlerinde kaldığım ve çok özlediğim o güzel, uçuş uçuş kadına mail gönderildi, karşılıklı çok keyiflenildi.

Tam derin bir nefes alıp rahatlayacakken bu kez de kışın geldiğini hissettiği için midemden fırlayıveren “akşamları tatlı yeme ihtiyacı” ile göz göze gelindi:) Kendisinin asiliği kendiminkine benzetildi ve neden baş edilmesinin zor olacağı daha da iyi anlaşıldı:) Şimdilik hükümranlığını sürmesine izin verildi:) Başka başka özlem, duygu ve düşüncelerle de yüzleşildi, kimiyle konuşuldu, anlaşıldı, kimiyle sadece bakışıldı, anlaşıldı, kimiyle anlaşmanın kıyısından bile geçilemedi:) kimi zaman aşımına uğradı, yolcu edildi, kiminin gitme vakti geldi, yolcu edildi… Küçük bir kız çocuğu olundu, tüm özlemlerim kağıttan gemiler haline getirilip yeşillerle mavilerin kıyısına bırakıldı.

Evimizde “aileler bir arada” günü düzenlendi, çok sesli koro eşliğinde şenlik doz aşımı yaşandı, mutfakta lezzetli şeyler yapıldı; yerken kendinizden geçeceğiniz bir elmalı tart ve asla bıkmayacağınız bir soğanlı peynirli flan:) Hemen ardından “şenlikgiller grubu” olarak bizim evde toplanıldı, yine geyik candır denildi, range rover alma girişimleri yerini yatırımsal amaçlı ev alma ve finansal hesaplamalara bırakırken, girişimcilik rüzgarları yine yeni yeniden estirildi, estirilmekle kaldı, bir hayalden öbürüne sıçrandı, arada O’nun küçüklük resimlerinin olduğu aile albümlerine bakıldı, O’nun şirinliği ve lokumluğu bir kez daha gözler önüne serildi. Bir oğlum olursa O’na benzemeli düşüncelerinin kafamda tencere tava ile dans etmelerine izin verildi:)

Evimizin herşeyi olan “ikea” gezildi, heyecanla kasaların olduğu kata gelindi ve gözler yılbaşı süslerini aradı, henüz az olduğu görüldü, bu heyecan dalgasının yerini çocuklar için hazırlanmış maskelerin başına toplanmamız aldı, O’nun kafasına geçirdiği üzerinde kumaştan kocaman bir çiçek olan şapka ve ardından gelen kahkalarımızla ikea da sallandı:)

Değişim, dönüşüm, yenilik rüzgarları yüreğimin bahçesinden hiç ama hiç  eksik olmadığı için salonun orasından burasından çekiştirildi, duvara monte bir iki şey haricinde ne varsa itildi, çekildi:) Ve işte yepyeni bir salonumuz oldu:) Keyiflenildi, bir yandan da alışılmaya çalışıldı. Ve  o rüzgarlar salonla da hızını alamadı, zihnimin orasını burasını darmadağın edip -yenilik, yenilik- nidalarıyla kazan kaldırarak beni snoweggs’in yeni tasarımı konusunda birşeyler çiziktirmeye sevk edip, önümüzdeki günlerde belki de snoweggs’i bambaşka bir yüzle görebileceğinizi de haber vermemi istedi.

“Aralık ayındayız, şehri İstanbul’a kış geldi, yılbaşı geldi” denildi, yılın bu zamanlarını ne çok sevdiğim, ışıklarla süslenmiş sokakları evleri görünce nasıl keyiflendiğim hatırlandı. O duygu bu ay boyunca doya doya yaşatılmaya karar verildi. Yılbaşı ağacı depodan çıkarıldı evin baş köşesine yerleştirildi, bu hafta sonu lezzetli şeyler ve yılbaşı şarkıları eşliğinde süslenmesi planlandı.  Bir de çok sevdiğim boza için O’ndan en yakın zamanda bir “boza günü” düzenlenmesi talep edildi. Boza ile zihnimde canlanan eski günlerle dudaklarım iki ucundan yukarı çekilip yüzüme küçük ve dolu dolu bir gülümseme konduruldu. Annemin yılbaşı için hazırladığı sofralar ve ev yapımı bozaların hatırlanması ile içimdeki keyif oranı arttırıldı.

Ve çikolata rüyası, çikolata ütopyası gibi kavramlarla lezzetini tam olarak anlatabilmeye çabaladığım “çikolatası bol kek” keşfedildi, hemen sizinle paylaşılması gerektiği düşünüldü:) Bir fransız olan çikolatası “bol” şeyin lezzet ve şıklık ile komplikasyon bileşenlerinin ters orantılı olduğu anlaşıldı, bu cümle ile şu anlatılmaya çabalandı: çok şık ve çok lezzetli ancak hiç komplike değil çok kolay, çok pratik:)

Bu ay içinde sizlere ne süprizler yapsam acaba diye düşünüldü, yenilik, süpriz, keyif üçlüsü tarafından bendeniz kolumdan tutulup çekiştirildi, sizlere çikolata keyfinde bir hafta sonu dilendi ve şimdilik veda edildi:)

Uyarlama: The Best Ever French Cooking Course, Carole Clements&Elizabeth Wolf-Cohen

Servis: 10 – 12 kişilik

Malzemeler:

  • 250 gr sade sütlü çikolata, küçük küçük doğranmış
  • 225 gr / 1 cup tereyağ, küçük küpler halinde kesilmiş
  • 5 yumurta
  • 100 gr / 1/2 cup şeker + 15 ml / 1 tablespoon şeker
  • 15 ml / 1 tablespoon kakao
  • 10 ml / 2 teaspoon vanilya özü ya da esansı
  • Üzerine serpmek için kakao

Hazırlanışı:

  1. Fırını 170 C dereceye ayarlayın.
  2. 23-25 cm’lik kilitli kek kalıbını hafifçe yağlayın. Tabanına pişirme kağıdı koyun ve kağıdın üzerini de hafifçe yağlayın. Ve bir miktar şeker serpin. Kalıbı ters çevirerek tabanına vurun ve şekerin fazlası dökülsün.
  3. Kek benmari usulü pişeceğinden kalıbın tüm dış yüzeyini su geçirmeyecek şekilde birkaç kat folyo ile sıkıca sarın.
  4. Çikolata ve tereyağ parçalarını küçük bir tencerede düşük ateşte sürekli karıştırarak eritin ve ateşten alın.
  5. Bir karıştırma kabında yumurtaları ve şekerin 100 gr’ını elektrikli mikser ile 1 dakika kadar çırpın.
  6. Küçük bir kasede kakao ve 15 ml’lik şekeri karıştırın ve yumurta karışımının içine ekleyerek çırpın.
  7. Bu karışıma vanilya özü/esansını ekleyin, çırpın.
  8. Son olarak erittiğiniz çikolata tereyağ karışımını da yumurta karışımına ekleyin ve tüm malzemeler karışana dek çırpın.
  9. Çikolatalı kek karışımını kek kalıbına dökün.
  10. Kek kalıbını “derin” bir fırın tepsisinin içine oturtun. Ve önceden hazırladığınız kaynamış suyu tepsinin içine dökün, suyu kek kalıbının tabanından 2 cm yukarısına kadar gelecek şekilde ayarlayın.
  11. 170 C derecedeki fırına koyun ve 50 dakika kadar pişirin. Bu sürenin sonunda bıçak ya kürdanı kekin ortalarına yakın bir yere batırarak pişip pişmediğini kontrol edin. Eğer temiz çıkıyorsa pişmiş demektir. Değilse 5 dakika daha pişirin yine kontrol edin.
  12. Keki su dolu tepsinin içinde çıkartın. kenarlarındaki folyoyu da çıkartın. Folyonun içi bir miktar su almışsa canınızı sıkmayın, sorun değil:) Keki soğumaya bırakın.
  13. Soğuduğunda keki bir tabağa alın ve üzerine bolca kakao serpin, dilerseniz çikolata rendesi ile süsleyebilirsiniz. Afiyet olsun:)