FRAMBUAZLI DONMUŞ KÖPÜK & CREME GLACEE AUX FRAMBOISES

Frambuazli Donmus Kopuk“Evrenin en anlaşılmayan tarafı, anlaşılabilir olmasıdır”

Albert Einstein

Aya ayak basılalı 40 yıl olmuş… Şerefine National Geographic‘te beynimdeki işlemcilerin hem hız hem sayıca kapasitesini zorlayan programlar hazırlamışlardı. Bir kaç akşam seyrettik; bilim “insan”larının bir teleskopun “göz”ünden uzay zamanda milyarlarca ışık yılı “yol” kat ettiklerine kendi”göz”lerimizle şahit olduk. 
Samanyolu’ndan farklı galaksiler, güneş sistemimizle ilgili teorileri neredeyse sil baştan yapan “diğer” güneş sistemleri, kara delikler… Evrenin büyük bir ivmeyle sürekli büyümesi, evrenin “son”una dair “teoriler”… Bir kara deliğe elinizi kaptırsanız kolunuzu da alır:) ve kara deliğin içinde olsanız neler yaşar hissedersiniz benzetmeleri… Öyle teoriler öyle benzetmeler öyle detaylar anlatıyorlar ki… Doğal olarak -kara deliğe ne zaman ayak basıldı- ya da  -diğer güneş sistemlerine ne zaman gidildi- diyorsunuz:)) Ne giden var ne dönen, hikaye bir teleskopun “göz”ünde başlıyor. Arada nasıl bir süreç ve nasıl işlemcimlere sahip “beyin”ler… Beynimde ki işlemciler daha hızlı çalışmaya gayret ediyorlar, hadi son bir gayret biraz daha… ıhıhhh…olmuyor olmuyor:))) “Evren” büyük bir ivmeyle büyürken “ben” büyük bir ivmeyle küçülüyorum:) Her inişin bir çıkışı vardır diyerek avutuyorum kendimi, hem fizikçiler de öyle diyor…

Bilim insanlarının dışarda aradıklarını “içerde” arayanlar var, bir nevi makro mikro kozmos olayları. Madem makroyu kavrayamadım ben de mikroyu anlamaya çalışırım diyorum:) Hadi bir gayret daha biraz daha derken…ıhıhhh…olmuyor olmuyor:)) Günün sonunda elimde avucumda evrenden bile daha büyük bir hızla büyüyen bir “bilinmezlik” ya da “belirsizlik” kalıyor. Dönüp dolaşıp geldiğim ve anlayabildiğim tek şey bu. Tüm bunlar yetmezmiş gibi ardından bir de Fringe‘i izliyoruz. Yaraya tuz basmak gibi bir şey. Zaten işlemciler daha yeni bir savaştan çıkmış, hem de ağır bir yenilgiyle:) Ben en iyisi işlemcileri fazla yormayacak aktivitelerle kaldığım yerden devam edeyim. Ne diyorduk? : Frambuazlı Köpük:)

Bir nevi soğuk sufle diyorlar onun için. Hakkında başka ne söylüyorlar bilemem ama benim onun hakkında bildiğim tek “mutlak gerçek” çooooook lezzetli olduğu, mis gibi frambuaz koktuğu, bakmaya doyamadığım, yemeğe kıyamadığım bir Fransız tatlısı olduğu:) Bir de kalıptan çıkarırken “biraz” zorlandığım:) Hatta ilk yaptığımda hiç çıkaramadığım:))) Tarifi ilk uyguladığımda likör koymamıştım. Aslında opsiyonel değil, mutlaka koyun. İşlemcilerim kalıptan çıkmamasıyla alkol ikilisi arasında bir bağ kurdu:)

Lafı daha da fazla uzatmadan, dallandırıp budaklandırmadan yapınız ve afiyetle yiyiniz ve yanında da Fringe’i izleyiniz diyorum. Anlaşılamayanı anlaşılabilir yaptığınız bir hafta sonu diliyorum:)

Servis: 8 kişilik

Malzemeler:

  • 400 gr / 3 cup taze frambuaz, köpük yapımı için
  • 200 gr taze frambuaz, ortasını doldurmak için -isteğe bağlı-
  • 45 ml / 3 tablespoon pudra şekeri
  • 2 yumurta beyazı
  • 1,5 ml / 1/4 teaspoon tartar kreması
  • 100 gr / 1/2 cup toz şeker
  • 25 ml / 1+1/2 tablespoon limon suyu, taze sıkılmış
  • 250 ml / 1 cup çırpılmış krema
  • 15 ml / 1 tablespoon frambuaz ya da çilek likörü ya da Kirsch –

Hazırlanışı:

  1. Frambuazları (400 gr) robotun içine koyun -metal bıçağını kullanın- ve püre haline gelene dek çalıştırın.
  2. Elde ettiğiniz frambuaz püresini tel süzgeçten geçirerek  bir kaba aktarın -püreyi bir kaşık yardımıyla ezerek-
  3. Süzgeçten geçirdiğiniz pürenin -yaklaşık 250 ml- 1/3’ünü – yaklaşık 80 küsur ml:)- başka küçük bir kaba ayırın ve içine pudra şekerini koyup karıştırarak “sos” olarak servis edilmek üzere buzdolabında bekletin.
  4. Geri kalan  2/3’lük püreyi ise köpük yapımında kullanmak üzere bir kenarda bekletin.
  5. Yaklaşık 2 litrelik bir tencenin yarısına kadar su koyun ve “çok küçük” ateşte suyu ısıtın, asla kaynamasına izin vermeyin. Bu kabın içine tabanı “suya değmeyecek şekilde” cam bir karıştırma kasesi yerleştirin. Cam kasenin içine yumurta aklarını, tartar kremasını, şekeri ve limon suyunu koyarak elektirikli mikser ile kar-köpük görünümünü alana dek orta derecede çalıştırın. Daha sonra mikserin hızını arttırın ve 7 dakika kadar kar-köpük görünümü iyice kıvamlanıp neredeyse macun görüntüsü alana dek çırpın. Bu süreçte tencere hep ateşin üzerinde olmalı ancak su kaynamamalıdır.
  6. Cam kaseyi tencereden alın ve hafifçe soğuyana kadar 2-3 dakika daha çırpın ve pürenin 2/3 lük kısmını içine ekleyerek bir kaşık ya da  silikon spatula ile iyice karıştırın. Bu tarifin en zevkli kısmı sanırım:) beyaz ve pembeninin birbirini sarıp sarmalaması…
  7. Başka bir kasede kremayı koyu bir kıvama gelene dek çırpın ve likörle birlikte “pembe” frambuazlı karışımın içine ekleyerek bir kaşık ya da silikon spatula yardımıyla iyice karıştırın.
  8. Yüzük şeklindeki bir kek kalıbına -yaklaşık  -1 ya da 1,5 litrelik- bu karışımı kaşık yardımıyla aktarın. Sonunda kalıbı sağa sola hafifçe sallayın ve karışımın iyice oturmasını sağlayın.
  9. -18 C dereceli bir derin dondurucuda en az 4 saat ya da tüm gece dondurun.
  10. Şimdi gelelim tarifin biraz sabır isteyen kısmına:)

Frambuazlı donmuş köpüğü kalıptan çıkarmak için kalıptan daha genişçe bir kaba sıcak su koyun -çok sıcak ya da kaynar olmamalı- ve kalıbı içine oturtun 5-10 sn kadar bekletip sudan çıkartın. Servis yapacağınız tabağı kalıbın üzerine sıkıca kapatarak hızlıca ters çevirin. Çıkmadı mı?:) Merak etmeyin havalarda sıcak zaten yan kenarlardan erimeye başlayan köpük yavaş yavaş çıkacak:)

Kalıp tabağın üzerindeyken hafiçe sallayın, vurun:) Hala mı çıkmadı?:) Küçük ve narin bir bıçağı kabın kenarlarına sokarak bir tur attırın. Servis yapacağınız tabağı yine kabın üzerine kapayarak hızlıca çevirin ve yine kabı tabağın üzerindeyken hafifçe sallayın. Hadi bir gayret, biraz daha, derin bir nefes ve servis tabağınızda nur topu gibi pembe, frambuazlı bir Fransız dünyaya getirdiniz, tebrikler:)))

Bu anın büyüsüne fazla kapılmadan  frambuazlı köpüğü derin dondurucuya koyun ve servis yapmadan 5 dakika önce kadar çıkarın. Havalarda sıcak olduğundan çok çabuk erimeye başlıyor.

Servis yapmadan önce dilerseniz ortasını frambuazla doldurun. Ayrıca dilerseniz ortasına koyacağınız frambuazları frambuaz, çilek likörü ya da portakal suyuyla hafifçe nemlendirebilirsiniz de. Ve pudra şekerli 1/3 lük frambuaz püresi ile servis yapın, afiyetle yiyin:)