“Çikolatalı Viennese” ve 2 yaş… |
||
|
Ve bahar güneş kılığında içimize süzülür. Her şey değişir dönüşür, devinirken… Anlar, yaşananlar bazen sakin bazen hızla akan bir nehir misali akıverirler hayatımıza. Sürekli bir koşuşturmaca ve mücadele halidir bizi oyalayan, ayıran ve dağıtan… Delice bir hızla koşarak ve dönerek ilerleyen zamanın maskarası mı oldum son günlerde? Galiba. Hayallerim, ihtiyaçlarım, isteklerim, gerekliliklerim arasında, adeta bir Zumba dersine yetişircesine oraya buraya şuraya dağılarak, bölünerek, çoğalarak ve hatta kaybolarak geçen şu günlerde, hiç durmayan belki de hiç ilerlemeyen zamanın eteğinin bir ucundan tutunma çabamda cabası. yazının devamı… |
||
|
|
ZUMBA ile Saf Mutluluk, ve Çikolatalı Kırmızı Biberli Martini |
||
|
Son iki aydır cuma sabahları, evin içinde ışık hızıyla oradan oraya koşturarak, kendimi kaybederek, toplayarak, unutarak, bölünerek ve hatta çoğalarak, bir yandan duş alırken bir yandan da bir yumurta, 45 gr beyaz peynir ve zeytinyağından oluşan omlet üçlemesinin incecik tabanlı tavada yanıp tutuşmasını engellemek için çizgi film karakteri edasıyla hızla ancak yerimde sayarak duştan mutfağa el uzatıp, aralarda “ne giysem bu ders için acaba” kaygılarına bile yer bırakmayacak bir süratle, son günlerde ağzına kadar dolu ütü odasından alınan Zumba kılıklarını üzerime geçirerek… yazının devamı… |
||
Dan Lepard’ın Çikolatalı Keki |
||
|
Hayatın her pikselini arşınlamak, anlamak, bilmek, keşfetmek isteyen bir kâşif ile bir pikselden diğerine, bir katmandan öbürüne sekerek maymun iştahlı diye yaftalanan kişiyi ayıran çizgiyi blur efektleriyle yumuşatamaz mıyız? Peki ya aralarında çizgi yoksa? Ya kâşif ile maymun iştahlı bir madalyonun iki yüzü gibiyse? yazının devamı… |
||
John Scharffenberger’in Sıcak Çikolatası |
||
|
|
||
Çikolata Sarmalı ve Dahası… |
||
|
Uzunca bir aranın köşesinden çıkageldim nihayet. ”Evvel zaman içinde” diye başlamaz tüm hikayeler, benimki de… “Bir varmış bir yokmuş” diyerek başlayacağım bu kez. Uzunca aranın ardından uzun soluklu bir hikaye olsun, hazırsanız, başlayalım bir ucundan… yazının devamı… |
||



Bebek adımlarıyla kollarımı günlük yaşantımın içine dahil etmeye başladığım, tencere tava gibi mutfak ağırlıklarını kaldırabildiğim, “tendonları esnet, çevresindeki kasları güçlendir” mottosuyla spor çeşnimin içine ağırlık egzersizlerini de kattığım, hafta içi her öğünümde yağ, protein ve karbonhidrat dengesini sağladığım, hafta sonu dilediğimce yediğim, haftanın altı günü spor kulübü ile ev arasındaki yolları arşınladığım ve aşındırdığım, her yıl bu dönemlerde olduğu gibi 80′lerin film ve müziklerine doyamadığım sonbaharın şu yağmurlu kızıl günlerinde 





