Abrakadabra: Ege’den Akdeniz’e Bir Yolculuk Hikayesi… |
||
|
|
||
|
|
Olympos; Kadim Dost… |
||
|
|
||
Select Maris… |
||
|
Evimiz, yuvamız neresidir? Yaz kış ikamet ettiğimiz bir adres midir sadece? Yoksa tüm tatsızlıkları kapının ardında bırakarak sığındığımız bir liman mı? İçinde mutlu olduğumuz, yorucu bir günün ardından dönmeyi düşündüğümüz, dinlendiğimiz, güvende ve huzurlu hissettiğimiz, benimsediğimiz bir yer midir? Özgür ve kendimiz olduğumuz? Peki o zaman her sene aynı özlem ve heyecanla gittiğimiz, her şeyi ardımızda bırakarak şefkatli ve yenileyici kollarına sığındığımız, tanıdık ve sıcacık yüzleriyle kucaklandığımız yer; “Select Maris” de evimiz, yuvamız sayılmaz mı? Elbette sayılır:) |
||
Gün oluyor, devran dönüyor. Güneyden kuzeye uzanan yolların sonunda İstanbul’a çıkıyor sokaklar yine. İkibinyüz küsur kilometreler ve onlarca deniz mili ile arşınlanan yolculuğa bir de içsel olanını ekleyince, hesaplanamaz oluyor yaşananlar. Hele ki kelimelerle fotoğrafları birbirleriyle konuşturmaya kalkışınca, 88 megabyte’lık, 620 x 29290 piksellik bir hikaye çıkıveriyor ortaya. Öyleyse daha fazla söze ne gerek. Başlasın yolculuk bir ucundan…
Bir yolculuk daha fotoğrafların gerçekliğince geçmişte kalırken ve Olympos’a dair hislerimi anlatacak kelimeler çok yavan gelirken, geçtiğimiz haftadan beri aralıklarla devam eden hummalı bir çalışmanın sonunda çiziktirdiklerimin yüksekliği 20.000 piksellere varınca tamamdır artık diyorum. Sizlerle paylaşmanın zamanı geldi. İşte Olympos’a dair keyifle çiziktirdiklerim…






