Buzlu Tea Latte & Birinin Elinden Tutacağını Bilsen Kendini Boşluğa Bırakır mıydın? |
||
|
|
||
|
|
ZUMBA ile Saf Mutluluk, ve Çikolatalı Kırmızı Biberli Martini |
||
|
Son iki aydır cuma sabahları, evin içinde ışık hızıyla oradan oraya koşturarak, kendimi kaybederek, toplayarak, unutarak, bölünerek ve hatta çoğalarak, bir yandan duş alırken bir yandan da bir yumurta, 45 gr beyaz peynir ve zeytinyağından oluşan omlet üçlemesinin incecik tabanlı tavada yanıp tutuşmasını engellemek için çizgi film karakteri edasıyla hızla ancak yerimde sayarak duştan mutfağa el uzatıp, aralarda “ne giysem bu ders için acaba” kaygılarına bile yer bırakmayacak bir süratle, son günlerde ağzına kadar dolu ütü odasından alınan Zumba kılıklarını üzerime geçirerek… yazının devamı… |
||
Rani Peynir |
||
|
L’Art Du Fromage ile ilgili önceki yazımın ardından posta kutuma friendfeed üzerinden düşüveren bir mesaj; -Hmm, Rani keşke yapsa böyle bişey… Rani’ye gittin mi hiç?- Rani’ye hiç gitmediğim gibi o güne kadar adını bile duymamıştım. Bir peynir sevdalısı olmadığımdandır belki de, kim bilir? Devam eden yazışma ile önce Rani ardından Kantin‘e gitmeye karar verilir ve gidilir. İyi malzemelerle yemek yapmaya ve iyi yemek yemeye düşkün benim için bir günde iki kocaman keşif. Hem de sabah 9′da tüm bacak kaslarımın canına okuyan bir pilates dersinin ardından Beşiktaş’tan Akaretlere tırmandıran ve oradan Nişantaşı’na devam ettiren bir keşif… Neyse ki peynir sevdalısı değilmişim, ya öyle olsaymış:) 1993 yılında Antalya Manavgat bölgesinde, 150.000 metrekarelik bir alan üzerine kurulmuş Rani çiftliğinde organik sebze, meyve, et ve süt ürünleri yetiştiriliyor ve “Gouda, Edam, Maasdam, Emmantel, Mozarella ve Cheddar gibi yabancı kökenli peynirler aslı ile aynı özelliklerde, Fransa ve Hollanda’dan gelen uzmanların denetiminde üretiliyormuş. Rani’nin Akaretler’deki mağazasında Gouda (sade, kimyonlu, biberli), Edam, Maasdam, Emmantel, Cheddar, Mozarella, Keçi Gouda, Keçi Tulum, Eski Cheddar, Parmesan, Roquefort, Mimolette, Brie, Camembert, Taze Keçi Peyniri, Taze Kaşar (sade, kimyonlu, biberli, kekikli, sucuk baharatlı) gibi peynir çeşitlerinin yanı sıra Manda yoğurdu, Süzme yoğurt, Fransız usulü tereyağ ayrıca kuruyemiş, kuru meyve, reçel, bal, zeytin, bakliyat ve mevsimlik bazı organik sebze ve meyveleri bulmak da mümkün.
Rani’nin peynirlerine Akaretler’deki mağazanın dışında Macro’ların şarküteri bölümlerinden de ulaşabilirsiniz. Fransız’ların bazı daha özel peynirlerini gözüm aradıysa ancak bulamadıysa da Rani’ye çeşit konusunda hakkını vermek lazım. Ayrıca Akaretler’deki mağazası çok keyifli, mutlaka uğrayın, ufak ufak çeşitlerle denemeye başlayın. Adres: Süleyman Seba Caddesi No:60 Beşiktaş/İstanbul Tel: 0212 259 01 00 Web: www.sezergroup.com |
||
ve nihayet Baylan Bebek açıldı |
||
|
Son iki aydır O’nla aramızda neredeyse bir ritüel haline gelen ballı kaymaklı Rumeli Hisarı kahvaltıları dönüşü görüyoruz; siyah kumaş zemin üzerinde yazan Baylan’ın habercisini. Gidiyoruz, geliyoruz, henüz açılmamış, en son iki hafta önce yine bir bal kaymak mesaisi dönüşünde, bakıyoruz, hala açılmamış. Derken bugün sevgili Tuba Şatana‘nın mesajları arasında görüyorum ki, siyah kumaş zemin kalkmış; yerini muhtemelen ballı kaymaklı bir kahvaltı sonrası zevkten çok köşe bir mideyle bile uğramadan ve bir “Kup Griye” yemeden geçemeyeceğiniz Baylan pastanesi almış; evet nihayet dün, Baylan Bebek açılmış:) Hemen bu hafta sonu gidilmeli. Tam da bahar gelirken hem de çok sevdiğim sahilde hem de Baylan’ın açılışı çok güzel oldu çok diyorum ve hatta saçımdan çekiştirip, başımda boza pişirerek verilmeyi bekleyen sevgili kilolarıma rağmen diyorum:) Konu “yemek” ve “mekan”larsa sözü tabii ki Tuba Şatana‘ya bırakıyorum, işte onun kaleminden Baylan Bebek’in açılışı; “Tek Kelimeyle Baylan” Adres: Bebek Cad. Cevat Paşa Sok. 52-54 Tel: 0212 358 07 60 Web: http://www.baylanpastanesi.com/anasayfa.html# Kaynak: Pukka Living |
||
İlkbahara Uzanan Hafta Sonu |
||
|
|
||
Zaman 2 Mayıs 2011 diyor. O günlerde Arda hocanın deyimiyle kulüpte kimsenin yapmadığı sporu yapıyorum. Adeta quadriceps’ler ve hamstring’ler sarıyor dört bir yanımı. Lakin serde delilik var, yetmiyor, hep daha yenisi, hep daha farklısı, hep daha zoru derken, türlü cambazlık ve maymunluk peşinde koşuyorum. Yaptığım şeylerin kıyısında köşesinde bir tutkuyu ateşlemezsem, eğlence ve keyif rüzgârlarının üzerime esmesine izin vermezsem olmaz. 



Gözlerimi açtım; uzaklarda dans eden güneşin siluetiydi duvarları aydınlatan, keyiflendim. O’nunla kocaman bir gün ve bir gün daha vardı önümüzde; güneşli günlerdi bunlar… Her ne kadar paralel evrenler ve zamanlar olduğu üzerinde yazılıp, çizilip, bir tahtaya dizilip zihinlerimiz zorlansa ve “zaman” görece bir kavramdır gibi ağır ağır tarifler verilse de bizim kaybedecek bir “zaman”ımız vardı “bugün”.




