Frambuazlı Donmuş Köpük, “Créme Glacée aux Framboises” |
||
|
Albert Einstein Aya ayak basılalı 40 yıl olmuş… Şerefine National Geographic‘te beynimdeki işlemcilerin hem hız hem sayıca kapasitesini zorlayan programlar hazırlamışlardı. Bir kaç akşam seyrettik; bilim “insan”larının bir teleskopun “göz”ünden uzay zamanda milyarlarca ışık yılı “yol” kat ettiklerine kendi”göz”lerimizle şahit olduk. yazının devamı… |
||
|
|
Keçi Peynirli Sufle, “Soufflé au Fromage de Chévre” |
||
|
|
||
“Evrenin en anlaşılmayan tarafı, anlaşılabilir olmasıdır”
Hissettiğim yoğun duygular fırına mı, içinde pişenlere mi yoksa bu bir aşk çokgeni mi emin olamıyorum. Fırında “pişirme süreci” hep mutlu ediyor beni; bazen istediğim sonuçları elde edemesemde. Sıcaklık derecesi ayarlanır, ısınırken içi boş olsa bile mis gibi kokular yayar; hafızasında sakladıklarını.. Hazırlanan karışım dikkatlice, nazikçe yerleştirilir ve farklı duygular arasında gidip geldiğim bir “bekleyiş” dönemi başlar. Bazen uzaktan uzağa gözüm üzerindedir, bazen çok yakın:) Fırının karşısında çömelmiş, camına yapışmış, burnumu gelen mis gibi kokulara doğru uzatmış ve gözlerimi “içerdeki”nin üzerine dikmiş bakıyorum, bekliyorum; bazen merakla, bazen sabırsızlıkla, bazen hayran hayran… ortak duygu: “bitse de tadına baksak”:)




