Çikolata Aşıklarının Rüyası, “Torte au Chocolat” |
||
|
“Londra özlemi”min, kapalı kutusunun kilitlerini kırarak karşıma dikilişi ile baş edilmeye çalışıldı, pek mümkün olmadığı görüldü, kendisiyle açık açık konuşuldu, yakın zamanda olamayacağı anlatıldı, gözlerim, gözlerindeki hüzne katlanamayacağı için, dizlerinin üzerinde birleştirilmiş dirseklerine ve yüzünü kırgınlıkla destekleyen ellerine odaklandı, “yeni yılda gideriz” sözleriyle teselli edilerek yeniden kutusuna yerleştirildi, sevgiyle… Ne zamandır hiç yazışmadığımı farkettiğim ve Londra’da tam bir yıl boyunca evlerinde kaldığım ve çok özlediğim o güzel, uçuş uçuş kadına mail gönderildi, karşılıklı çok keyiflenildi.
Tam derin bir nefes alıp rahatlayacakken bu kez de kışın geldiğini hissettiği için midemden fırlayıveren “akşamları tatlı yeme ihtiyacı” ile göz göze gelindi:) Kendisinin asiliği kendiminkine benzetildi ve neden baş edilmesinin zor olacağı daha da iyi anlaşıldı:) Şimdilik hükümranlığını sürmesine izin verildi:) Başka başka özlem, duygu ve düşüncelerle de yüzleşildi, kimiyle konuşuldu, anlaşıldı, kimiyle sadece bakışıldı, anlaşıldı, kimiyle anlaşmanın kıyısından bile geçilemedi:) kimi zaman aşımına uğradı, yolcu edildi, kiminin gitme vakti geldi, yolcu edildi… Küçük bir kız çocuğu olundu, tüm özlemlerim kağıttan gemiler haline getirilip yeşillerle mavilerin kıyısına bırakıldı. Evimizde ”aileler bir arada” günü düzenlendi, çok sesli koro eşliğinde şenlik doz aşımı yaşandı, mutfakta lezzetli şeyler yapıldı; yerken kendinizden geçeceğiniz bir elmalı tart ve asla bıkmayacağınız bir soğanlı peynirli flan:) Hemen ardından “şenlikgiller grubu” olarak bizim evde toplanıldı, yine geyik candır denildi, range rover alma girişimleri yerini yatırımsal amaçlı ev alma ve finansal hesaplamalara bırakırken, girişimcilik rüzgarları yine yeni yeniden estirildi, estirilmekle kaldı, bir hayalden öbürüne sıçrandı, arada O’nun küçüklük resimlerinin olduğu aile albümlerine bakıldı, O’nun şirinliği ve lokumluğu bir kez daha gözler önüne serildi. Bir oğlum olursa O’na benzemeli düşüncelerinin kafamda tencere tava ile dans etmelerine izin verildi:) Evimizin herşeyi olan “ikea” gezildi, heyecanla kasaların olduğu kata gelindi ve gözler yılbaşı süslerini aradı, henüz az olduğu görüldü, bu heyecan dalgasının yerini çocuklar için hazırlanmış maskelerin başına toplanmamız aldı, O’nun kafasına geçirdiği üzerinde kumaştan kocaman bir çiçek olan şapka ve ardından gelen kahkalarımızla ikea da sallandı:)
Değişim, dönüşüm, yenilik rüzgarları yüreğimin bahçesinden hiç ama hiç eksik olmadığı için salonun orasından burasından çekiştirildi, duvara monte bir iki şey haricinde ne varsa itildi, çekildi:) Ve işte yepyeni bir salonumuz oldu:) Keyiflenildi, bir yandan da alışılmaya çalışıldı. Ve o rüzgarlar salonla da hızını alamadı, zihnimin orasını burasını darmadağın edip -yenilik, yenilik- nidalarıyla kazan kaldırarak beni snoweggs’in yeni tasarımı konusunda birşeyler çiziktirmeye sevk edip, önümüzdeki günlerde belki de snoweggs’i bambaşka bir yüzle görebileceğinizi de haber vermemi istedi. “Aralık ayındayız, şehri İstanbul’a kış geldi, yılbaşı geldi” denildi, yılın bu zamanlarını ne çok sevdiğim, ışıklarla süslenmiş sokakları evleri görünce nasıl keyiflendiğim hatırlandı. O duygu bu ay boyunca doya doya yaşatılmaya karar verildi. Yılbaşı ağacı depodan çıkarıldı evin baş köşesine yerleştirildi, bu hafta sonu lezzetli şeyler ve yılbaşı şarkıları eşliğinde süslenmesi planlandı. Bir de çok sevdiğim boza için O’ndan en yakın zamanda bir “boza günü” düzenlenmesi talep edildi. Boza ile zihnimde canlanan eski günlerle dudaklarım iki ucundan yukarı çekilip yüzüme küçük ve dolu dolu bir gülümseme konduruldu. Annemin yılbaşı için hazırladığı sofralar ve ev yapımı bozaların hatırlanması ile içimdeki keyif oranı arttırıldı.
Ve çikolata rüyası, çikolata ütopyası gibi kavramlarla lezzetini tam olarak anlatabilmeye çabaladığım ”çikolatası bol kek” keşfedildi, hemen sizinle paylaşılması gerektiği düşünüldü:) Bir fransız olan çikolatası “bol” şeyin lezzet ve şıklık ile komplikasyon bileşenlerinin ters orantılı olduğu anlaşıldı, bu cümle ile şu anlatılmaya çabalandı: çok şık ve çok lezzetli ancak hiç komplike değil çok kolay, çok pratik:) Bu ay içinde sizlere ne süprizler yapsam acaba diye düşünüldü, yenilik, süpriz, keyif üçlüsü tarafından bendeniz kolumdan tutulup çekiştirildi, sizlere çikolata keyfinde bir hafta sonu dilendi ve şimdilik veda edildi:) Uyarlama: The Best Ever French Cooking Course, Carole Clements&Elizabeth Wolf-Cohen Servis: 10 – 12 kişilik Malzemeler:
Hazırlanışı:
|
||
|
|
En sevdiğim Haziran’ımın üzerinden zamanlar geçti, zaman evreninde konumumuzu hatırlatan takvim sayfalarının bir bir göç edişi izlendi, Aralık sevgiyle kucaklandı, ve hatta en az Haziran kadar sevildiği ve keyifle karşılandığı fark edildi, ve daha neler neler farkedildi ve keşfedildi…








Muhteşem bir görüntü,tabi ki arkasından muhteşem bir lezzet geliyordurkiiiiiiiii bundan zerre kadar şüphem yok. Ellerine sağlık seni tebrik ediyorum ve yarın bizim kızlara yapıyorum. İnşallah senin kadar başarılı olurum. Herşey gönlünce olsun. Yoluna devam.
Mihmmmm…bayildim ben bu cikolatali lezzete…ellerine saglik, sevgilerimle ayrica bizim icin hazirlayacagin sürprizleri merakla bekliyoruuuuum
zehra
Bir çikolata sever & meyveye tercih eder olarak çok etkinlendim tabii ki… Ellerine sağlık. Bu arada yazı da şahane.. Sindire sindire bir kez daha okunacaklardan…
Bu arada yenilikler arasında bol bol fotoğraf görmek istiyoruz
günsel – Alem kadınsın, sen yaparsın da güzel olmaz mı?:) Bakalım kızlar da beğenecek mi?
zehra – Çikolatalı “şey”ler genellikle lezzetli ancak bu “çikolatası bol şey” gerçekten çooook lezzetli:) Özellikle bir gün önce yapıp ertesi gün buzdolabından çıktığında, müthiş:) Evet evetttt süprizler, “yeni yıla girerken” süprizleri:))
meltem – Gurme badem her ikisini de tercih edecek gibi geliyor bana:)) Hem meyveli, hem çikolatalı, hem hepsi:) Umarım snow eggs’in tüm misafirleri yazıları senin gibi sindire sindire okur:) Bol foto mu? Gelmeyin üzerime:)))
günaydın:)bu rüya diliminin, ”yanında sarı çam süsleri olan sarı kenarlı tabağın” içinde çok güzel bi duruşu var önce onu söylemeliyim.eline sağlık..ben de bu ara çikolatayla bir münasebete girmek arzusundayım,yalnız arayıp da bulamadığım bir edevat var:çikolata termometresi.ya da ne bileyim bir gıda termometresi de aynı işi görür mü acaba?gerçi hiçbirini bulamadım ya.Ankara da bir kaç dükkana gittim,endüstriyel kocaman bir şey gösterdiler,zaten çook pahalıydı.amazon dan sipariş edeyim dedim,Türkiye ye göndermiyoruz dediler.yine fikirsiz kaldım.fikir desteği gelir mi?teşekkür ederim..
duygu – Sana da günaydın ve kocaman keyiflerle dolu dolu bir gün aydın:) Gerçi saatler öğleni gösteriyor ama olsun. Müthiş bir tamlama ile başlamışsın yoruma; “yanında sarı çam süsleri olan sarı kenarlı tabağın içindeki çikolatalı şey”, çok tatlı:))) Çok teşekkürler…
Gelelim 100 puanlık soruya:) Şimdiye kadar hiç gıda/şeker termometresi ihtiyacım olmadığından hiç kullanmadım. Hatta geçen yılbaşında hediye olarak truffe yapmıştım orada bile termometre kullanmamıştım:) Tabii ki şekerleme ve çikolata yapımında daha profesyonel sonuçlar için kullanılıyor.
Yanlış hatırlamıyorsam geçenlerde bir mağazada gözüme çarptı, Esse olabilir, bir bak lütfen.
Birde senin için google’dan yaptığım küçük araştırmadan bir link gönderiyorum:
Askılı Gıda Termometresi
Ayrıca termometre deyince Ayşem’in “temperleme dudakta başlar” yazısı geldi aklıma, yardımı olabilir diye düşünüyorum. Kolay gelsin:)
Evet,doğru bildin.geçen bayramda yaptığım truffle lardan sonra bu sefer dışı temperlenmiş çikolata kaplı olanlardan yapmak istedim.esse ye bakmadım,fakat aradığım ölçü cuplarını ankara daki hiçbir mağazasında bulamadığımdan,bunun için pek umutlu değilim.Vee tahminim doğrulandı,”p.den notlar” snoweggs in ablasıymış.. evet,yeni anladım ben:)gönderdiğin siteye bakacağım.teşekkür ederim tekrar..
duygu – Ben beyaz çikolata ile kaplamıştım truffe’leri, ama temperleme olmadan:))) Çok da lezzetli olmuşlardı. Aslında Esse İstanbul’da ki şubesinden getirtebilir. Konuşmak lazım.
peçeteden notlar ile snOw eggs arasında biyolojik olmasa da manevi bir kardeşlik ilişkisi olduğu doğrudur:) Ancak fiziksel düzlemde karşılaşılmamış ve tanışılmamıştır henüz:)
Oytun, gerçi bu postunun üzerinden zaman geçmiş ama tarif aklıma çok yattı. Benimde böyle bir huyum var, mutfakta çok vakit geçirmesemde yaptıklarımda tarif mutlaka aklıma yatacak
) Bİr şey sormak istiyorum sadece, şu yumurta sayısı acaba baskın bir tada neden olurmu? yoksa yediğimizde anlamayacağımız durumdamıdır?
Burcu – Önce tebriklerrrr sergin için:) Umarım herşey keyifli gitmiştir. Ve devamı gelir:)
Bu tarifteki yumurtalar seni hiç korkutmasın, çünkü piştiğinde hatta pişmeden evvel çikolatanın aromasıyla öyle domine oluyorlar ki sesleri solukları kokuları çıkmıyor:)) Yaparsan şimdiden afiyet olsun:)
Oytun ne kadar naziksin, çok teşekkür ediyorum, gerçekten çok hoş bir deneyimdi benim için. Tamamdır en kısa zamanda deneyeceğim, sana da ses ederim yorumları. Bu arada konuştuğumuz dizilerden izleme imkanın oldumu hiç? Benim yeni izlemeye başladığım Leverage oldu
)
Burcu – Ben sana cevap yazana kadar tatlıyı yaptın mı acaba?:) Ve evetse beğendiniz mi?
Diziler imdb’den bakıldı ancak henüz izlenme listemizdeki yerlerini alamadılar. 2010 ile birlikte onlara da sıra gelir diye umuyorum. Zira imdb puanları çok iyi:)
Son bir iki haftadır çok dizi izleyemedik zaten, vakit olduğunda da film tercih ettik.
Yeni görevim imdb yeni çıkan puanı yüksek olanlardan hem onun hem benim zevklerime hitap edenleri bularak yeni bir izlenecekler listesi oluşturmak:))) Görevimiz tehlike gibi:)
Önce tebrikler.Tüm çalışmalardaki titizlik ve estetik duygusu gerçekten etkileyici.Sonra da ne yazık ki bir hayal kırıklığı;Torte au Chocolat reçetenizi adım adım büyük bir dikkatle uyguladım ve ne yazık ki fırından çıktığında harika görünen torte birkaç dakika içinde sönüp adeta 0 seviyeye indi.Şimdi aceba fırın alt üst ısısında mı yoksa turboda mı olmalıydı.Folyolar hemen mi yoksa yavaşça soğuduktan sonra mı alınmalıydı?ya da içinde piştşiği sudan soğuyunca mı hemen mi alınmalıydı,
Reçetede hiç un yok doğru mu?teşekkürler
Nisa, merhaba:) Mutfaktaki hayal kırıklığın için üzgün ve en az o kadar da şaşkınım. Üzgünüm çünkü bir hevesle mutfağa girip, emek ve zaman verip sonucun “fotoğraflardaki” gibi olmamasının ne demek olduğunu bilirim. Şaşkınım çünkü yorumunda da belirttiğin gibi her aşamada zaman zaman abartı derecesinde”titizlik” söz konusu; önce tarif araştırılır, özenle seçilir, daha da önemlisi “benim tarafımdan” pişirilerek ve orijinal tarifiten bile daha detaylı bir şekilde yazılarak sizinle paylaşılır. Kaldı ki burada sizinle paylaştığım bu tarifle bu çikolatalı keki yapanlar olduğunu biliyorum.
Yine de senin yorumun üzerine acaba tarifi yazarken bir şeyleri mi atladım diye tekrar tekrar okudum, yetmedi açtım orijinal tarifle yeniden karşılaştırdım; yazdığım tarifte bir eksik yok hatta fazlası ve detayı var neredeyse:) Düşünüyorum, hani bazı tarifler vardır risklidir, komplikedir, e bu öyle bir tarif de değil, ilk yaptığında bile insanın canını sıkmayacak cinsten. Sana cevap yazarken bir taraftan düşünüyorum hala, ne olmuş olabilir diye… Fırın ısısı 170 C derece olacak doğru; turbo değil, normal ve önceden ısıtılarak 170 C dereceye getirilmiş olacak.
Tarifte de açıkladığım gibi kürdanla veya bıçakla kontrol ederek kekin piştiğine “ikna” olduğunda içinde bulunduğu su dolu tepsiden hemen çıkarıyorsun ve hemen folyoyu da çıkarıyorsun. Sonra keki kendi kalıbının içinde soğumaya bırakıp soğuduktan sonra kalıbını da çıkararak bir tabağa alıyorsun.
Bu tarifte un yok, doğru, unsuz bir kek. Birde pişerken kabaran cins bir kek değil, dolayısıyla “sönme” özellikle de “sıfıra inme” kısmını anlayamadım. Diyorum ya şaşkınım! ve üzgünüm:( umarım yazdıklarımın yardımı olur. Eğer yeniden denersen kolay gelsin. Aklına takılan bir şey olursa yine yazışalım lütfen.
teşekkür ederim,tekrar denediğimde sonucu sizinle mutlaka paylaşırı.ikkatiniz ve zahmetiniz için tekrar rteşekkürler.