İlkbahara Uzanan Hafta Sonu |
||
|
El ele vermiş üç ortaktan biri sevdiğim bir arkadaşım olmalıydı tabi, yoksa güneşle uyanır uyanmaz caddenin kalabalığına karışıp, karışıp yine karışıp saatlerce karışık kalır mıydık.. Kırlarda sahne alamamıştık belki ama ayak üstü “moda fotoğrafçılığı” yapmıştık. Bi’şey de almıştık:) ama daha çok şık bi’şeyler vardı…Yine gelmeliydik, güneşli bir günde, ilkbahar gelmişti ne de olsa:) Karınlarımız çok ama çok acıkmıştı, ne de olsa amatör fotoğrafçılık mide kaslarımızı da zorlamıştı. Caddedeydik, ne yemeliydik? Düşün düşün düşün meliydik. Meksika yemeği yemeliydik ama bir şartla, akşam birşey yememeliydik. Yememeliydik tabii, ama yedik:) ufak ufak, azar azar… Güneşi batırdık büyülü ayı farkettik, incecikti, imrendik.. Koşarak, uçarak, kaçarak “meydana” çıktık. Hangi filme gitmeliydik? Düşün düşün düşün memeliydik! “zaman” -tüm göreceliğine rağmen somutça - dikilmişti önümüze. Karar vermeliydik; verdik.
Gözlerimi açtım; dans eden güneşin siluetiydi duvarları aydınlatan, keyiflendim. O’nunla kocaman bir gün vardı önümüzde; güneşli günlerdi bunlar… -herşeyin bir tekrarı mıydı bu göz açışlar? rüyasında kelebek olduğunu gören Chuangtze miydim, yoksa rüyasında Chuangtze olduğunu görmekte olan bir kelebek miydim:))- düşün, düşün, düşünmeli miydim? Güneş göz kırparken, verilmiş sözler hesap sorar, “zaman” yolumu keserken… Rüyamda ki gerçeliğe dönerek “aç”lığımı fark ettim, güneşli ve keyifli bir gündü, beyaz fırın’daydık, yemeli ve daha da keyiflenmeliydik:) Az sonra ki kayınvalideden geline aktarılan Larousse Gastronomique töreni için hazır olmalıydık:) Hemen bakılmalıydı içine, kaç yılının baskısıydı, eski olmalıydı çoook eski… Keyifliydim, hem de çok, artık benim de bir Larousse Gastronomique‘im vardı, hem de 1972 model:)
Bu keyifle İstinye Park’ta almalıydık soluğu, sebze ve meyvaları gözlerimizle seçmeli ellerimizle toplamalıydık birer ikişer.. Ama önce “gel gel bak burdayım, alışveriş yap” diye beni çağıran mağaza; “nahhas”a gitmeli, vurulduğum bakır kapları, tabakları, bilumum oyucakları bir bir ellemeli, sağını solunu kurcalamı, fiyatlarına bakmalı, ölçmeli biçmeli ama ne olursa olsun “bi”şey almalıydım:) Internet adreslerini sormalı henüz olmadığını öğrenmeliydim. İki şey almalı ve burayı çok ama çok sevmeliydim.. “Lost” olmalı; yine nerdeydik, kim nerde nasıl çok saçma şeklinde yorumlarımızla noktalamaydık “Lost”u ve bir hafta sonunu daha… İlkbahara uzanmaya çalışan hafta sonundan kalanlar geriye, benden size… Uyanmalı, ayılmalı, gözlerini açmalı yeni güne, güneşe; ilkbahar habercilerine:) |
||
|
|
Gözlerimi açtım; uzaklarda dans eden güneşin siluetiydi duvarları aydınlatan, keyiflendim. O’nunla kocaman bir gün ve bir gün daha vardı önümüzde; güneşli günlerdi bunlar… Her ne kadar paralel evrenler ve zamanlar olduğu üzerinde yazılıp, çizilip, bir tahtaya dizilip zihinlerimiz zorlansa ve “zaman” görece bir kavramdır gibi ağır ağır tarifler verilse de bizim kaybedecek bir “zaman”ımız vardı “bugün”.









Sen çok yaşa eöi Oytuncuğum…inan ki hasret kaldığım Istanbul’ a öyle bir soktun ki beni, haftasonu gidip gelmiş kadar oldum. Gözüne, diline sağlık…
sevgilerimle
Zehra
o mavi boncuklu şirin çiçekli narin zarif bir o kadarda gösterişli ‘şey’ varya ben onu istiyorum
)))
Zehra – İlkbahar geldi, güneşli günler bunlar:) bir kaçamak yapmalı İstanbul’a.. Bu hasreti azıcık ta olsa dindirebilmişsem ne mutlu bana.
Sevgilerimle,
Zarpandit – Ancak biz kadınlar bir ayakkabı için bu kadar sıfatı yan yana bir cümle içinde kullanabilme becerisine sahibiz sanırım:) Ayakkabılar çağırıyooooo…gidilmeli, denenmeli belki de:))
Sevgilerimle,
Kocaman sevgilerle merhaba demek istiyorum,
sitenizi tabiki bende aysem tanıtımıyla ulaştım iyikide ulaşmışım diyorum.tüm yazılarınızı tane tane okudum sitenizi yavaş yavaş inceledim ve buram buram kalite kokan bu sitenin sahibinin nasıl bir eğitim ve donanım sahibi olabileceğini kafamda hayal ettim desem hiç de fazla olmaz.Gerçekten çok şık.
Bu yazınızı da soluksuz okudum,diliniz çok samimi ve sıcak,sanki karşılıklı konuşur gibi….
Bayıldım…
Larousse Gastronomi’ye gelince gözlerim açıldı,heralde kayınvalideden alınacak en kıymetli ve farklı hediye olsa gerek(bende yeni baskısı var gerçekten en kapsamlı kaynak diyebilirim)
Çok uzun bir yazı oldu ama ilk tanışma ne yapalım.
Görüşmek üzere.
irem
İrem – Ne kadar içten, ne kadar gurur verici bir yorum bu! Yorumlar beni çok keyiflendiriyor, çok mutlu oluyorum, hiç tanımadığım ve beni tanımayan insanlardan böyle hoş sözler duymanın tadı bir başka:) Özellikle “dil”in sıcak ve içten gelmesi çok hoşuma gitti:) Biraz da utanıyorum ama ne yalan söyleyeyim.. Çoook teşekkürler. Teşekkür etmek fiili geçen haftadan beri “Ayşem” ile özdeşleşti benim için:) Kendisine “never ending” sonsuz teşekkürlerimi bir kez daha buradan senin yorumun vasıtasıyla ileteyim..İyi ki snOw eggs’i sizlerle paylaştı, iyi ki var kendisi:), yazılarını keyifle takip ediyorum..
Larousse içi dışı dolu dolu o kadar dolu ki tek elle kaldırabilmekte zorlanıyorum:) gerçekten çok değerli.
Yorum ne kadar uzunsa o kadar keyifleniyorum, görüşmek üzere..
Sevgilerimle,
Baharla brilikte biz hanımlar farklı bir heyecan içine girip farklı bir enrjiyle doluyoruz sanırım. Güneşli güne uyanmak kadar güzel bir şey yoktur sanırım. Ben de istanbul’un her tarafını içime çeke çeke dolaşmak istiyorum. Beyoğlu’nu yeniden keşfetmek istiyorum, Sultanahmet’te tarihe yolculuk yapmak istiyorum. 4 aylık bebeğimi sırtıma alıp turist gibi gezmek istiyorum
. Fotoğraf çekmek istiyorum. Kavaklarda soluklanmak istiyorum. İstiyorumda istiyorum…
Mağaza ve ürünlere bayıldım. Çok zevkli. Hayırlı olsun diyorum bu arada mağaza sahibine.
Sevgiler ve teşekkürler bu ruhun gıdası tarif için
.