Peynirli ve Soğanlı Flan, “Flan au Fromage”

Peynirli ve Soğanlı Flan, Flan au FromageBir müziğin  kulağınıza dokunan ilk tınılarıyla yüreğinizin bir anda kafesinden dışarı süzülüp, sizi, çok sık ziyaret edemediğiniz “o” dinginlik diyarına doğru yolculuğa çıkardığı olur mu hiç…

Önce ve sonra arasında bir yerde bulursunuz kendinizi… Kendinizi bulur, var olursunuz belki kısacık ve dolu dolu bir an için…

Uykularınız bölünmüştür, sizi aşağı çekmeye çalışan “şey”ler sayıca çoğalmakla kalmamış adeta bir koleksiyon olmuştur gün içinde, ve muhtemeldir ki bu koleksiyonun en nadide parçası egonuzdur belki de… Zihniniz kazan kaldırmıştır; ilgili ilgisiz, gerekli gereksiz, zamanlı zamansız her türlü düşünce, anı, fikir, bilgi zihin meydanına doğru çoktan yola çıkmıştır, belki de bitmek tükenmek bilmez beyin fırtınalarınız kasırgalara ve hortumlara dönüşmek üzeredir, üstüne üstlük onlarca senedir spiritüel konularda neredeyse ordinaryüs profesörü olmanıza ramak kalacak derecede kitabı, bilgiyi, guruyu, hocayı, semineri, workshop’u yemiş yutmuşsunuzdur belki de, ancak neye yarar, karşınızdaki canım dese canın çıksın anlarsınız… Zurnanın “zırt” dediği yerdir burası:)))

Peynirli ve Soğanlı Flan, Flan au Fromage

İşte bu noktada müzik girer devreye, daha doğrusu girmelidir; sözsüz, dinlendirici, yüreğinizin kuş olup gökyüzünde süzülmesini ve saniyeden bile kısa bir sürede zihninizin sessizleşip, durulmasını sağlayacak türden. Hatta mümkünse müziğin aralarına taze taze börtü böcek, kuş, deniz, rüzgar, çan sesleri döşenmiş olsun, piyano olsun, üflemeli çalıgılar olsun, akustik gitar olsun, harp olsun, mümkünse “new age” tarzı olsun, celtic olsun, Mike Oldfield olsun, parmaklarınızda ışık perilerini dans ettirecek Kitaro olsun… Ol’sun… Ol’un… Kendinize ait bir köşede öylece oturun, uzanın belki de, isterseniz kapatın gözlerinizi… Bırakın yüreğiniz götürsün sizi o dinginlik diyarına, müzikten kanatlar takın zihninize , süzülüverin öylece… (Burada kendi “rahatlatıcı” müziğinizi kendiniz yaratabileceğiniz müthiş bir araç yapmışlar, mutlaka deneyin)

Peynirli ve Soğanlı Flan, Flan au Fromage

Hissettiğiniz bu duyguyu bu sessizliği gün içinde sıkça hatırlamak için yüreğinizde sık kullanılanlar dosyasına ekleyin. Şimdi mutfak zamanı, şimdi dinginliği lezzetle ve dolayısıyla keyifle birleştirme zamanı, şimdi mutfak terapisi zamanı deyin, ömrünüzde yapacağınız en kolay, en uysal, en kolay açılan bu mayalı hamur için kolları sıvayın, Fransızların bu tarif için geleneksel olarak kullandıkları yoğun aromalara sahip Epoisses, Maroilles ve Livarot’u  ve  hatta onların yerine kullandıkları Munster ve Port Salut gibi namı meşhur peynirleri nereden bulurum şimdi diye üzülmeyin, yerine Cheddar, Gruyére, Parmesan ve hatta keyfinize kalmış değişik peynir çeşitlerini deneyin.

Fırından çıkardığınız andan itibaren evin ahalisi tarafından kapışılacağını, hapır küpür yenerek, “ne bitti mi” tarzında serzenişlerle bir yenisini yapmak üzere mutfağa gireceğinizi ve eğer bir gün yemeğe misafirim olursanız sofrada peynirli soğanlı flan olma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğunu bilin:)

Not : Bu kadar peynir arada kaynamasın diye bir ara “peynir dosyası” açmak lazım:)

Peynirli ve Soğanlı Flan, Flan au Fromage

Uyarlama : The Best Ever French Cooking Course, Carole Clements&Elizabeth Wolf-Cohen

Servis : 8 kişilik, 23 – 25 cm’lik flan, turta kalıplarına göre

Malzemeler :

  • 15 gr / 1 tablespoon tereyağ
  • 1 adet orta  boy soğan, yarım halka şeklinde dilimlenmiş
  • 2 yumurta
  • 250 ml / 1 cup krema
  • 150 gr yağlı, yumuşak, keskin aromalı peynir, – bu tarifte 50 gr cheddar, 50 gr  rendelenmiş parmesan ve 50 gr dil peyniri kullandım-
  • tuz ve karabiber

Mayalı Hamur için

  • 10 ml / 2 teaspoon kuru maya
  • 125 ml / 1/2 cup süt
  • 5 ml / 1 teaspoon şeker
  • 1 yumurta sarısı
  • 225 gr / 1 + 3/4 cup un
  • 2,5 ml / 1/2 teaspoon  tuz
  • 55 gr / 4 tablespoon tereyağ, yumaşamış

Hazırlanışı:

  1. Önce hamuru yapmakla başlayın; mayayı küçük bir kaseye koyun. Sütü oda sıcaklığına gelinceye dek ısıtın ve şekerle birlikte mayanın bulunduğu kasenin içine dökerek tüm malzemeler eriyinceye kadar karıştırın. Sonra bu karışımı 3 dakika kadar dinlendirin ve içine yumurta sarısını ekleyerek çırpın.
  2. Un ve tuzu robota koyarak (metal bıçağı kullanın) iki kez birkaç saniyeliğine çalıştırarak un ile tuzun biribirine karışmasını sağlayın. Robot çalışırken yavaşça yumurtalı maya karışımını ekleyin ve 2-3 dakika daha robotu çalıştırın. Daha sonra tereyağı ekleyin ve 30 sn daha çalıştırın.
  3. Hazırladığınız hamuru hafifçe yağladığınız bir kaba alarak üzerini bir örtü ile kapatın ve oda sıcaklığında bir saat mayalanmaya bırakın. Bu süre sonunda hamur yaklaşık 2 kat büyüyecektir.
  4. Hafifçe unladığınız bir yüzeyde hamuru yaklaşık 3mm kalınlığında açarak turta kalıbına yerleştirin. Tart kalıbına yerleştirdiğiniz hamuru yine bir örtüyle kapatarak 30 dakika  daha oda sıcaklığında dinlendirin.
  5. Bu arada bir tavada tereyağı eritin, düşük ateşte 10-15 dak kadar arada bir karıştırarak soğanların yumuşamasını ve karamelize olmasını sağlayın.
  6. Fırını 180 C dereceye ayarlayın.
  7. Bir karıştırma kabında yumurtaları ve kremayı çırpın, bu karışıma tuz ve karabiber de ekleyerek tavadaki soğanların içine dökün ve tüm malzemelerin karışmasını sağlayın.
  8. Hamurun tabanına peynirleri aralarında bir miktar boşluk olacak şekilde yerleştirin. Eğer Parmesan ya da Gruyére de kullanıyorsanız bu peynir katının üzerine rendeleyin. Tavadaki soğan krema karışımını da hamurun içine peynirlerin üzerine dökün.
  9. 180 C derecedeki fırında 30-35 dakika kadar pişirin.
  10. Sıcak/ılık olarak isterseniz yanında roka veya diğer yeşilliklerle servis yapın, afiyet olsun:)

yorumlar

  1. o peynir rokfor olsaydı aman allahım ne güzel olurdu :) )

    bu arada paşabahçeye yolumu düşürmeye çalışıyorum gidip o kalıpları almalıyım :D

  2. Cuma gününü kendimizi bulduğumuz şu fondaki şarkı eşliğinde bu tarifi denemeye adayıp, kim mutfağa daha hızlı koşacak diye birbirimizi çekiştireceğiz anlaşılan :) Mayalı tart hamuru denememiştim daha önce. Soğan ve peynir uyumu nefis, fotoğraflar nefis… Ellerinize sağlık :)

  3. Okurken ne zamandir böyle müzik dinlemedigim geldi aklima. Cok haklisin müzik cok seyin ilaci aslinda. Sen de ne güzel anlatmissin. Kalemine, yüregine ve ellerine saglik. Flan da cok güzel görünüyor. Hamuru bu kadar muntazam kaliba yerlestirmeyi ben hala beceremiyorum, bunun bir sirri var mi? :)
    Sevgiler

  4. Valla süperdi, yani 4 dilim yedim diye demiyorum ama çok lezzetliydi. Özellikle soğanlar mükemmeldi. Yukarıda harcanan emeğin detayını gördükten sonra yediğim daha da bir değerlendi.
    Ellerine sağlık tekrar

  5. Immmm!Nefis görünüyor…Afiyet olsun.

  6. görüntü harika eminim lezzette harikadır ellerine çok sağlık çok ama sevgiler :)

  7. zarpandit – Roquefort’u bu tarifte hiç hayal edemedim ben. Ama günün sonunda bu da bir tarif, kural değil kanun değil, bir dene, belki de çok yakışır:) Şimdiden afiyet olsun…

    Lezzet Dedektifleri – Mutfağa kim daha hızlı koştu merak ediyorum, yaptınız mı, afiyetle yediniz mi beğendiniz mi meraktayım:)

    Beyza – Yıllardır bu tarz müzik dinlememe rağmen senin yorumunla aslında üniversite dönemlerinde ne kadar “sık” dinlediğimi hatırladım. Büyüdükçe “güzel” şeyleri daha mı az hayatımıza katıyoruz acaba?

    Bazı hamurları örneğin sweet shortcrust gibi açmak ve kalıplara yerleştirmek gerçekten zor olabiliyor, çünkü daha yapışkan bir kimyası oluyor. Ancak bu hamur o kadar uysal o kadar uyumlu ki istediğin kadar haşin davranabilirsin:) o yine de kolayca açılır ve düzgünce kalıba yerleşir. Aslında bir sırrı yok, yani sır değil, buradan nasıl yerleştirmen gerektiği hakkında detaylı bilgi edinebilirsin. Eğer denersen kolay gelsin:)

    Arda – Neeeeee, 4 dilim mi??? Hangi arada, hiç fark etmedim. Ben bile 2 dilim yedim:)))) Afiyet şeker olsun, dokunmamıştır umarım:)))

    Florentin – Çok teşekkürler:) Afiyet oluyor da birde yol su kilo da oluyor aynı zamanda:) Malum krema, tereyağ…

    Betül – Çok ama çok teşekkürler ve sevgiler:)

  8. “B” evde yoktu, fırsatı değerlendirdim :) çekiştirilmeden rahat rahat hazırlayarak pişirdim, sonra da fotoğrafını bile çekmeye fırsat kalmadan yarısına yakın kısmını yedim :) harikaydı, tarif için tekrar teşekkürler :) “P”

  9. Kaç gündür,bilgisayarı açmaya bile halim yoktu,yorgunluktan.Şimdi açtım,birde ne göreyim,en büyük tutkum olan,peynir çeşitleriyle ortaya konulan enfes bir lezzet.Ellerine sağlık nefis görünüyor,yarın değil ama öbür gün kesinlikle yapılıp,ev halkına sunulacak.Aslında ben çok şanslıyım,evde yemek ayrımı yapan yok,damak zevklerimiz çok uyuşuyor,hele peynir dendimi akan sular duruyor.Muhallebi ile ilgili bölümü hepsine gösterdim,bana,cismen değil ama ismen tanındın deyip beni teşvik ettiler.
    sevgilerimle

  10. günsel koçlar

    Nihayet,bu muhteşem lezzeti sunmuşsun.Ellerine,sağlık.Hafta sonu Loli gelirse,yapıyım.:)resimler ve yazın her zamanki gibi çok güzellllllllllll.

  11. Lezzet Dedektifleri – Afiyet olsun:)

    Ömür – Çok önemli hakikaten, yemek pişirdiğin, beslediğin kişilerle aynı şeylerden zevk almak birde yeni tatlara açık olmak. Yoksa herkese ayrı bir menü hazırlamak çok zor. Eğer yaparsan umarım tüm aile keyifle yerseniz, afiyet olsun şimdiden:) Ege mutfağı ile bir blog ne güzel olurdu, ben de teşvik ediyorum:)

    Günsel – Loli pek sevmiyor bu flanı, biliyorsun her şeyi yemez sultan:)

yorumunuzu bırakmak için: