MİNİ MİLFÖYLER & PETITE MILLE-FEUILLE

Mini MilfoylerHer şey planladığımız gibi gitse, tüm hayallerimiz gerçek olsa, kontrol sahamız milyarlarca metrekarelere uzansa, tüm işlerimiz yolunda gitse… Nasıl olurdu acaba hayat? Yok canım, bunun üzerine saatlerce meditasyona dalıp, dalıp daldan dala atladığımdan falan değil tabi, daha “hafif” sebeplerden doğdu bu “kurgu paragrafı”:) Şimdi, bütün mesele şu üç kavram ve bağlamda (: 14 Mayıs – ameliyatlı bacak engeli – orada olma isteği.  Kısa lafın uzunu; Depeche Mode geliyooooor, hem de 14 Mayıs’ta, hem de çok sevdiğim kampüsüm; santralistanbul‘a, hem de güneşli günlerde, hem de… Ne yapalım, başka “zaman”…

Nereye baksam, hangi sayfayı çevirsem karşımda dikiliyor, elini beline koymuş, 1/2 oranında sırıtıyor sürekli, hayatımdan hiç çıkmayacak mı acaba, işte “bu”nu düşünüyorum: uzaklara gitme isteği… İyi de hangi uzaklar, tutunmaya çalıştığım mı, kolumdan çekiştiren mi? Ben bir adım attığımda “uzak” yakın olacak mı, yoksa her adımda daha da mı uzaklaşacak? İçimde ki uzaklık mı, dışarda ki mi? En çokta hava alanlarında bekliyor beni, bazen masmavi bir gökyüzünde, çoğunlukla güneşli günlerde, tek başımayken gafil avlıyor hep, bazen rüyalarımda, bazen gerçeklerin arasında. Bir yerlerde bir eksik bıraktım belki de; onu mu hatırlatmak için peşimde? Ne yapalım, başka “zaman”…

Gidesim var gidesim… Çooook uzaklara değil, güneye; Marmaris – Kaş arasına doğru süzülesim var. Mayıs ayındayız, önümüz Haziran ve dolu dolu yaz:) Birşeyler yapmak lazım, kalkmak, gitmek, koşmak, çoşmak, kışın ve uzakların ataletini üzerimizden atmak, silkinmek, uyanmak, arınmak, dinçleşmek veeeee “hafiflemek” lazım; her türlü hafiflemek… Öylece bırakıvermek lazım fazlalıkları; tabi önce farkına varmak ve kabullenmek lazım. Zaman-para ikilisinin elverdiği ölçüde hayatımızı harekete geçirmek ve ivme kazandırmak lazım…+… Ne yapalım “başka” zaman dememek lazım:) Aynı nehirde iki kere yıkanılamayacağını ve “şimdi” nin gücünü hep uyanık tutmak lazım…

Pazartesi yaklaşıyor; az önce hacimsel olarak beni bile zorlayan koca bir tabak kremalı domatesli makarnayı yiyiverdim; azimliyim, gemileri yaktım, buradan herkese duyurdum, bu yola baş koydum (: Hafifleyeceğim. Pazartesiden önce “anneler günü” ne adanan bir pazar günü var. Dün elimde ki azıcık, küçücük fotoğraflarla toplandık, aldık, verdik Pınar Çocuk‘un sitesinde “annem, ablam ve Lolipop’um” için “annesiyle kuzusu aynı filmde” dedik, çok keyifli bir film hazırladık. Aslında pazar günü yayınlamayı düşünüyordum ama o kadar sevdim ve dolayısıyla sabırsızlandım ki; gün içinde burada olacak:) Kendiminkini de yapmak isterdim ama benim çocuğum yok. Ne yapalım başka zaman..mı demeli, yoksa mı dememeli:)

Haydi tarife geçmeli:)

Servis: 14 – 16 adet

Malzemeler:

  • 250 gr demi-föyete hamuru
  • 3 yumurta sarısı
  • 35 gr toz şeker
  • 22,5 ml / 1 + 1/2 tablespoon un
  • 175 ml süt
  • 15 ml / 1 tablespoon Kirsch ya da kiraz likörü (isteğe bağlı)
  • 250 gr çilek
  • Üzerlerine serpmek için pudra şekeri

Hazırlanışı:

  1. Pişirme tepsisini hafifçe yağlayın ve çok az olmak şartıyla bir miktar buzlu su serpin.
  2. Hafifçe unladığınız bir yüzeyde, unladığınız bir merdane ile yaklaşık 3mm kalınlığında hamuru açın.
  3. 5 cm çaplı bir kase/bardak yardımı ile hamurdan çıkarabildiğiniz kadar parça çıkararak aralarında hafif boşluklar olacak şekilde pişirme tepsisine yerleştirin ve buzdolabında 30 dakika kadar dinlendirin.
  4. Fırını 200 C dereceye ayarlayın.
  5. 200 C derecede ki fırında yaklaşık 15 dakika hamurların üstü altın rengini alana kadar pişirin ve fırından çıkararak soğumaya bırakın. Pişirirken gözünüz fırında, hamurların üzerinde olsun; benimkiler daha kısa bir sürede piştiler.
  6. Bir kapta yumurta sarılarını ve şekeri el mikseri ile 2 dakika krema görünümü alana kadar çırpın, sonra unu ekleyerek tüm malzemeler karışıncaya dek çırpmaya devam edin.
  7. Sütü orta derece ateşte kaynama noktasına getirin ve yumurtalı karışımın üzerine ekleyin ve tüm karışımı çırpın.
  8. Daha sonra bu karışımı bir sos tenceresine aktararak yaklaşık 2 dakika kadar kaynatın ve bu sırada tel çırpıcı ile sürekli karıştırın.
  9. Tencereyi ateşten alın ve eğer kullanacaksınız Kirsch ya da likörü bu esnada ilave edin ve tel çırıpıcı ile karıştırın.
  10. Karışımı bir kaseye aktararak üzerini bir strech film yardımıyla elinizle bastırarak düzleştirin. Sonra strech filmi atın, üzerine kapatmayın. Kremayı soğumaya bırakın.
  11. Pişirdiğiniz milföy “yuvarlak”larını enlemesine “dikkatlice” ortadan ikiye ayırın. Çok küçük ve hamurun cinsi itibariyle parçalanmaya müsait olduklarından, çok narin ve kibar bir şekilde ve çok keskin bir bıçak kullanarak bu işlemi gerçekleştirin:)
  12. Ortadan ikiye ayırdığınız parçaların içlerine yeterli miktarda krema sürün ve çilekleri ince ince dilimleyerek yerleştirin. Bütün minik milföy yuvarlakları için aynı işlemi tekrarlayın.
  13. Üzerlerine bolca pudra şekeri serpin ve tek lokmada mideye indirin:)