ŞAM FISTIKLI CUPCAKE & OTUZBEŞTEN ÖNCE SON ÇIKIŞ

Samfistikli CupcakeUzunca aranın ardından özlem içerikli sitemler posta kutusunda, koca bir yılın ardından halen kabullenemediğini fark ettiği fibromiyaljisi ile sonu ve kazanını belirsiz bir mücadele içinde, son iki aydan bu yana galiba geçiyor artık diye sevinirken, kollarında ve bacaklarında yeniden atağa geçen fibromiyalji ağrıları ile mücadelede spor, fizik tedavi ve nöralterapi üçlemesinde bir yanı çokça buruk, minik bir parçası korkuları yok sayarak umutlu, Haziran’ının ve yaz güneşinin etkisindeki en özgür parçası ise yaş 35 yolun yarısından önce ki son çıkışlarda her engeli ve her mücadeleyi aşacak cesarette ve keyifte…

Spor ve fizik tedaviden arta kalan zamanlarda yollarda, bilgisayar başında ve yazlıklar dışarı kışlıklar içeri mottosuyla çamaşır makinesi ve ütü egzersizlerinde, kış boyunca kapalı ortam fobisi geliştiren cıvıl cıvıl yaz kılıklarının özgürlük nidaları eşliğinde kışlıkların şaşkın bakışlar içinde terk ettiği yerleri  doldurma heyecanlarını seyirde, “aaa benim ne çok yazlık elbisem varmış, aaa bu da vardı, dur bakayım şunun içinde neler vardı, aaa bunları tamamen unutmuşum” hatırlamalarının sevincinde, kaç gündür uyandığında  yanı başında bekleyen mutluluğunun ve odanın penceresini her açışta kokladığı güneşle ve çiçeklerle sarmalanmış havanın farkında…

Doktorunun fibromiyalji ağrılarını tetikleyebileceği ihtimali ile “iki ay peynir, süt ve diğer yazılanlar yasak!” cümlesi karşısında sabahları alması gereken proteini geri kalan seçeneklerden yumurta ve yoğurt ikilisiyle nasıl kombine ederim, hadi onu hallettim peki ya süt içeren onca tatlı ne olacak çıkmazlarında, dijital alanda aklınızı başınızdan alabilecek basitlik ve yaratıcılıkla muhteşem işler çıkaran tasarımcılar, e harfini kullanmadan roman yazabilen yazarlar ve her türlü sakatlık ve ameliyat sonrasında bile yılmadan çalışan ve adeta küllerinden doğan profesyonel sporculara sonsuz hayranlıklar içinde, sporcu demişken Derya Büyükuncu’nun sabır selamet ve hemen yanında beliren triceps ve biceps kombinasyonuna imrenmelerde, Arda hocasının yazdığı programla, fizyoterapistlerin bile ağzını açık bırakarak hiç ağırlık kullanmadan kısacık bir zamanda inanılmaz derecede güçlenen bacak kaslarıyla çocuklar gibi şen, şimdi hedefimiz kollar diyerek hocasının düzenlediği yeni programla sabırsız ve 4 x 10 “close grip pull up” yapabilmenin içten içe anlamsız gururu içinde, bir ay sonra kontrole gideceği, fibromiyalji için pilav üstü “hafif pilates” öneren romatoloğunun “hafif pilates” haricindeki tüm bu egzersizler karşısında gözlerinin yuvalarından ne kadar fırlayacağı konusunda muzipçe meraklarda…

Yaşı elverse, zamanı geri sarabilse sporcu olmak istemenin buruk arzularında, kollarındaki ağrılardan azıcık kurtulsa çok sevdiği kürek sporuna başlayabilme gözü karalığında ve motivasyonunda, lakin Arda hocasının diz kapaklarının durumunu hatırlatan kâbus cümlesiyle yıkımlarda, sporu triceps ve bicepslerini şişirmiş ve bu arada egoları da şişmiş pek çok artistik fitness hocasının kuş kadar anatomi-egzersiz bilgisinin tekelinden çıkararak, egzersizlerin her bünyenin kendi dinamikleri ve ihtiyaçları doğrultusunda “doğru ve uygun” bir şekilde düzenlenmesi ve insanların bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiğinin derinden farkında, “bununla ilgili neler yapılabilir” vizyonu ile yeni sitesini hayata geçirmeye her şeyden daha çok hevesli ve heyecanlı, keşfe ve araştırmaya doymayan ruhu ile son günlerde “esneme” olayına kafayı takmış ve Arda hoca, fizyoterapistler ve deneyimleri doğrultusunda konuyu enine boyuna masaya yatırmış durumda ve binlerce soru işaretleri içinde…

Yeni dev ekranında çözünürlük farkı sebebiyle Photoshop ve Illustrator’ı kullanmanın ne kadar daha kolay ve pratik olduğunun keşiflerinde, ha şimdi, ha yarın, şöyle mi olsa böyle mi olsa, o da mı olsa bu da mı olsa kararsızlıkları ve çözümsüzlükleri içinde en az onlarca kez tasarlayıp tasarlayıp da yine yeni yeniden tasarladığı yeni projesine ait web sitesinin içinde kayboluşlarda ve sonbahara yetiştirebilme umutlarında öylece bir başına, bir mağazada gördüğü babasının elinden tutan, yeni bir şey almanın heyecanında ve bir yandan da saçlarını düzelterek ara sıra aynadan kendini kontrolde ki küçücük kızla aradaki yıllar ne kadar fazla olsa da benzerliklerinin yüzleşmesinde, samimiyetsizliği kilometrelerce öteden hissedebilen antenleri sayesinde istemeden de olsa bir savunma mekanizması geliştirerek aynı şekilde samimiyetsiz davranabildiğinin keşfinde, ağrı, acı ve sabır selamet eşiklerinin ardından çok yüzlü politik kimliklere tahammül eşiği de yükselmelerde…

Rüyalarında dahi kendini boşluğa bırakamamanın ve boşlukla karşılıklı gelmektense hala yolunu değiştirerek onlarca şeye tutunma gayretinin çokça farkında, izlemede ve durumu kendi haline bırakmalarda, Reebok ve Cirque du Soleil birlikteliğiyle hayat bulan “Jukari” videolarını hayranlık ve neden bizim spor kulüplerimizde de yok ki yakarışları içerisinde seyre daldığı günlerde Twitter kuşunun “Hillside Flying Trapeze“i haber veren şakımasıyla hiç yasak tanımayan sevgili ortopedistinden “yapabilirsin, beline de iyi gelir” iznini kopartmanın ve yamaç paraşütünün üzerinden geçen uzun senelerin ardından kısacık da olsa trapezle uçuşun keyfini yaşayacak olmanın tarif edilemez heyecanı ve mutluluğunda, Hillside’a sessiz teşekkürler içinde, Hangover’ın ikinci filmini adeta bir çocuğun coşkusu ve keyfi ile seyrederek, yine ve yine seyretme isteğinde…

Bir tae-bo dersi sonrası bacak kaslarını uzun uzun esnetme seanslarında hiç yoktan mırıldanmaya başladığı “küçüğüm, daha çok küçüğüm, bu yüzden bütün hatalarım… Öğünmem bu yüzden… Bu yüzden kendimi özel önemli zannetmem… Küçüğüm, daha çok küçüğüm, bu yüzden bütün saçmalamam… Ne kadar az yol almışım ne kadar az yolun başındaymışım meğer. Elimde yalandan rengarenk geçici oyuncak zaferler…” şarkı ile duygusal geçişlerde, son senelerde gitmeyi ve görmeyi çok arzuladığı Olympos için bavul hazırlıklarında, yanına hangi kitabını alacağını bilemediğinden neredeyse kütüphanenin bir rafını çantaya sığdırma çılgınlıklarında…

Siz en az limonlu ve haşhaş tohumlu cupcake’ler kadar yumuşacık ve mis gibi bir kek olan şam fıstıklı cupcake’in hikâyesini okuyorken Olympos yollarında ve “lütfen sağlıklıyken, yapabiliyorken ve çok geç olmadan hareket edin, spor yapın” dilekleriyle yazısını sonlandırmalarda…

Uyarlama: BBC Good Food Dergisi, Mayıs 2010

Servis: 14 adet, cupcake kâğıtlarının ebatlarına göre değişebilir

Kek için:

Malzemeler:

  • 100 gr şam fıstığı tozu
  • 140 gr kahverengi şeker
  • 140 gr tereyağı, oda sıcaklığında oldukça yumuşamış
  • 2 yumurta
  • 140 gr kekun
  • 75 ml/5 tablespoon süt

Hazırlanışı:

  1. Fırını 160 c dereceye ayarlayın.
  2. 85 gr şam fıstığı tozu ile 70 gr şekeri bir karıştırma kabına koyarak el mikseri ile iyice karıştırın.
  3. Daha sonra bu kaba geri kalan şekeri, yumurtaları, tereyağı, kekunu ve sütü koyarak tüm malzemenin iyice karışmasını sağlayın.
  4. 12’lik cupcake kalıbına cupcake kâğıtlarını yerleştirin ve kek karışımını bir tatlı kaşığı ile cupcake kâğıtlarının içine eşit miktarda koyun. Burada önemli bir nokta; ağzına kadar doldurmayın, kağıtların yarısına kadar doldurun ki keklerin kabaracak ve icingleri koyabileceğimiz yerleri kalsın.
  5. 160 c derecedeki fırında 22 – 25 dakika kadar pişirin. Pişip pişmediğini kontrol etmek için temiz bir kürdanı keklerden birinin ortasına batırın. Temiz çıkıyorsa pişmiş demektir.
  6. Fırında çıkarın ve 5 dakika kadar kalıbın içinde soğumaya bırakın. Daha sonra kekleri kaptan çıkarın. Ancak kâğıt kapların içinde kalacaklar.

Icing için:

Malzemeler:

  • 250 gr pudra şekeri, elenmiş
  • 45 ml – 75 ml/3 – 5 tablespoon su
  • bir tutam sarı ve mavi gıda boyası, yeşil rengini elde etmek için

Hazırlanışı:

  1. Bir kaba pudra şekerini koyun.
  2. Sonra her seferinde 15 ml yani 1 tablespoon olmak üzere su ilave ederek iyice karıştırın. Koymanız gereken su miktarını icing’in kıvamına göre ayarlayacaksınız. Bu kıvam oldukça yoğun ancak bir miktarda akışkan olmalı.
  3. Renklendirici ekleyin ve karıştırın.
  4. Icing’i bir küçük kaşık yardımıyla keklerinizin üzerilerine koyun ve üzerlerine bir miktar şam fıstığı tozu serpin.
  5. Cupcake’leri hava geçirmez kaplarda buzdolabında iki gün saklayabilirsiniz. Ancak servisten önce oda sıcaklığında keklerin yumuşamasını sağlayın. Afiyet olsun.