YANSIMALAR & YANILSAMALAR

Yansimalar-ve-Yanilsamalar

“Derken başıboş gezmeler ve ne aradığını bilmeden dolaşmalardan, dolap, çekmece yerleştirmelerden, gereksiz alışverişler ve serseriliklerden sonra; yaratılmış telaşların sonu gelir bir gün. Kaçılacak bütün köşeler denenmiş, boşluk dolmamıştır. Yazma zamanının gelip çattığını anlarım.” İnci Aral

Birbiri ardına koşturup gidiyor anlar. Gün de dönüyor devran da. Değişiyor mu bilmem ama dönüşüyor her şey.  Kış da geçiyor sonunda. Dönüşüyor ilkyaza. Hatta sıcak ve aşık günler  kapımda. Atalet bile süreduruma dönüşüyor ya. Durmuyor hiçbir şey yerli yerinde.  Bildim bileli dönüşüm canım ciğerim. Belki de bildiğim gördüğüm çoğunluktan ve hatta sesten bile hızlı bende. Sırf bu yüzden yargılanmalarım ve hatta yargısız infazlarım; hadsiz hesapsız, dur durak bilmeden kabarıyor borç defteri misali. Hesabını tutmayı bıraktım lakin alacaklı hissetmekten de kurtulamıyorum bir türlü. Günün sonunda benim de borçlu olduklarım var elbet. Boşa koysan almaz dolusu alır mı misali. Ah bu farkına varma ve yüzleşmeler. Böyle günlerde daha da çok  heceliyorum özgürlüğü. Gün geçmiyor ki salına devine yanıp tutuşmadığım, özgürlük diye dalgalanıp durulmadığım. Hoş, ne adını anmakla giriliyor o diyara ne de hayıflanmakla. Yanıp tutuşmak bile kifayetsiz kalıyor da. Kül olup da küllerinden doğmak mı gerekiyor özgürlükten nasibini almak için acaba. Korkuları, öfkeye, öfkeyi de özgürlüğe dönüştürebilsem. Her şey dönüşüyor da o mu dönüşmeyecek diyorum kendime. Bu sabah uyandığımda anladım ki öfkem ne sana ne ona ne de diğerine. Kimselere değil. Aslında kendime, hep kendime. Hala özgür olamayışıma. Yeni mi anladın demeyin. Özgür değilse insan ne farkındalık farkındalık, ne de yüzleşme yüzleşme oluyor. Zihninde canlandırdıklarını hakikat sanma gafletine düşüyor insan. Düşmekle de kalmıyor. Ne fırtınalar estiriyor, ne savaşlar yaratıyor bu uğurda zihninin orta yerinde. Anladığımı zannetiğim şeyi  bile anbean yeniden anlıyorsam eğer dönüşümle dalgalanmak, dalgalanıp da durulmamak işten bile değil. Zira dönüşüm de özgürlükten ayrı değil.

Dönüşüm rüzgarlarına sırt çevirmedim, ancak kalemi de elime almadım hiç. Bir yıl geçti aradan. Neler geldi kimler geçti bu arada. Üst katımıza yeni bir çift taşındı mesela. Ne Şam’ın şekeri ne Arap’ın yüzü bir motto haline geldi dilimde. Daha bir döndüm kendime. Dönüştüm de. Kadın, erkek ve aşk üçgeni konusunda aydınlandım bir yaz günü. Ve hatta sordum kendime: Frederic Beigbeder ile aynı üretim hattından çıkma ihtimalimiz nedir? diye. Güneş en derinlerimi yaktı bu yaz. Lakin kabullendim de bir şeyleri göz açıp kapayıncaya kadar. Asiliğim palavra, cesaretim bir hikayeden öte değilmiş meğer. Özgürlük diye diye soyutlandım da, özgürlük o da değilmiş lakin yol oradan geçiyormuş anladım. Bir de neyi anladım biliyor musunuz? Hakikaten ayna oluyormuş insan ve kendini de görüyormuş diğerinde. İçimizden yansıyanlar, senin, onun diğerinin de yansımasıymış meğer. İçimiz dışımız aynalar derken yanılsamalar da kaçınılmaz oluyormuş. Başka türden ilişkileri öğrendim bir de; köpeğimin gözlerinde de gördüm kendimi. An geldi öfkelendim de ona çok. Aslında gördüğüm kendime. Sirkelendim, sirkeledim de bazen eteğimdeki taşları. Kendimden aldım kendime koydum bir taş daha. Yaştan mıdır yoksa baştan mı bilmiyorum ama giderek içimde dışımda daha çok nefes alabilecek daha çok beyaz alan arar oldum. Allah’tan photoshop var da dışarıda tasarımlarımda yaratıyorum o az özü. Dışarıdan içeri de yansır belki bir gün. Hala minimal değilim biliyorum. Ümit ediyorum. Her daim devinip dönüşüyorum işte. Ve elimin değdiği her şeye de yansıyor bu. Snoweggs de nasibini alıyor yaşananlardan. Baştan bugüne yenileniyor. Ne de olsa benden yansıyan o. Rakamlardan, o nedi, diğeri ne demedilerden de özgür olsun istiyorum. Kategorilerden ve yaftalardan özgür. Az olsun öz olsun istiyorum. Özgür olayım istiyorum. Her bir vesileyle özgür. Daha rahat yazıp çizeyim istiyorum. Daha içten daha açık. İncinme, yargılanıp ölçülüp biçilme, onaylanma endişeleri olmadan yazayım. Zira İnci Aral’ın dediği gibi “Yazmak, çıplak kalmaktır”. Isabelle Allende gibi olsun kalemim mesela, hatasını günahını en derindekilerini yansıtabilecek kadar özgür. Mış gibiler olmasın diyorum. Diyorum da henüz orada değilim onu da biliyorum.

Orada değil belki ama tüm içtenliğimle buradayım işte. Bir yıldan sonra yepyeni duruşuyla Snoweggs’den yansıyanlar ve yanılsamalarla merhaba.

Fotoğraflar; Pinterest’ten alınmıştır.