ZUMBA İLE SAF MUTLULUK & ÇİKOLATALI KIRMIZI BİBERLİ MARTINI

Zumba ile Saf Mutluluk

Son iki aydır cuma sabahları, evin içinde ışık hızıyla oradan oraya koşturarak, kendimi kaybederek, toplayarak, unutarak, bölünerek ve hatta çoğalarak, bir yandan duş alırken bir yandan da bir yumurta, 45 gr beyaz peynir ve zeytinyağından oluşan omlet  üçlemesinin incecik tabanlı tavada yanıp tutuşmasını engellemek için çizgi film karakteri edasıyla hızla ancak yerimde sayarak duştan mutfağa el uzatıp, aralarda “ne giysem bu ders için acaba” kaygılarına bile yer bırakmayacak bir süratle, son günlerde ağzına kadar dolu ütü odasından alınan Zumba kılıklarını üzerime geçirerek…

Aralarda bir yerlerde yiyerek ve hazırlanarak ve yine evin içinde klonlanıp cep telefonu ve anahtar ikilisini arayarak, bir ara ayağıma lastik ayakkabılarımı geçirip, çabucak soğusun diye buzluğa koyduğumu unuttuğum litrelik buz gibi suyumu almaya bir koşu mutfağa giderek ve suyun buz kimliğine bürünmesine ve saatlerin 10:00’ı göstermesine ramak kala evden çıkarak Zumba stüdyosunun kapısından içeri ışınlanıyorum.

Stüdyo yine tam kapasite, arkalardan kendime, havluma, anahtarıma ve buz kılığına dönüşmeyi beklerken Latin ritimleriyle ısınarak ılık bir kıvama gelen suyuma yer bulduktan hemen sonra kalabalığın içinden aynadan Linda’nın her daim cıvıl cıvıl ve gülümseyen gözlerini görüyorum. Ve Linda ile ZUMBA başlıyor!

Kıpır kıpır, cıva gibi, etrafına mutluluk ve aydınlık saçarak adeta ZUMBA ruhunu iliklerimize kadar hissettiriyor; o andan itibaren hepimizin gözü onda kulağı ise ZUMBA için özel olarak hazırlanmış Latin ritimlerinde. Müziğin vuruşları mı yoksa kalbimizinkiler mi daha yüksek anlamıyoruz. Sağa sola ritmik adımlarla dans ediyoruz, zıplıyoruz, aralarda dans kimliğine bürünür gibi görünen Squat ve Lunge’larla bacak kaslarımızı gülümsetiyoruz. Salsa, Merengue, Flamenco, Chachacha derken nasıl olduğunu anlamadan dersin sonuna geliyoruz. Elli dakika boyunca ne geçmiş kalıyor ne de gelecek. Sadece dans ettiğimiz ve kendimiz olduğumuz o anlar.  Hiç bitmesin istiyoruz, bu duygu, bu coşku, bu keyif … Linda ile ZUMBA hiç bitmesin.

Her ZUMBA dersinde bize bu duyguları yaşatan ve henüz beş yaşındayken dans etmeye başlayan eğitmenimiz Linda Colligan, aynı zamanda 2001 yılında ilk kez sahne alan Sultans of The Dance’ın “İskoç Sultanı” unvanlı dansçısıymış. Benim sorularım ve onun cevaplarıyla  Linda’nın ZUMBA eğitmenliğine kadar uzanan hikâyesi ve ZUMBA ruhu…

Bize biraz kendinden bahseder misin?

İskoçum. Dans etmeye başladığımda beş yaşındaydım. Onyedi yaşına kadar bale, caz, tap ve tiyatro sahnesinin farklı yönleriyle ilgili eğitimler aldım.  Daha sonra dans ve tiyatro üzerine tam zamanlı eğitim almak üzere için Edinburgh’a taşındım. Orada modern dansı keşfederek takip eden yıllarda “Northern School of Contemporary Dance England”dan Modern Dans Lisansı aldım.

Türkiye’ye gelişin ve “Sultans of The Dance”in İskoç Sultanı olman nasıl gerçekleşti?

Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süreliğine Avrupa’da seyahat ettim. Ve sonra Türkiye’ye,  ilk olarak güneye geldim, birçok yeri gezdim ve âşık oldum. Medya sektöründe ve sanat alanında söz sahibi olan insanlar ile tanışma fırsatı buldum. İstanbul’a geldiğimde ise Türkiye’deki en büyük dans şovunu gerçekleştirecek olan yapımcıya önerildim. Sınava girdim. Seçildim. Bu şov “Sultans of  The Dance” idi.  Sultance of The Dance sahne almadan önce, 18 ay boyunca, Türk dansı, müziği ve tarihinin bütün yönleri ile ilgili eğitimler aldık. Ve bu şov hiç durmadan devam etti. Dansçılar arasında bir tek ben yabancı olduğum için tüm çalışanlar çok yakın davrandılar ve bana Türk kültürünü, âdetlerini, gelenekleri ve mutfağını:) öğrettiler.

Dansla başlayan ve devam eden yolculuğunda ZUMBA eğitmenliğinin hayatının bir köşesinden süzülüp seni ve sayende bizi kucaklaması nasıl oldu?

Zumba eğitmenliğine, geçen yıl İskoçya da katıldığım, eğitmenliğini İngiliz Donna Givven’ın yaptığı bir eğitimin ardından başladım. ZUMBA sınıfının ne kadar hareketli olduğuna ve fitness derslerine bile katılmasını  ummayacağınız kadar çok insanın bir anda ZUMBA bağımlısı haline geldiğine inanamadım. O güne kadar kulüp üyelerine, öğrencilere ve hatta çocuklara birçok farklı dans türünde eğitim vermeme rağmen dansçı olmayanlar için ZUMBA sınıfı gibi bir sınıf hiç görmedim.

İlk dersin ardından, kendimi coşkulu fakat aynı zamanda bitkin hissettim. Çok eğlenmiştim ve sadece elli dakikada inanılmaz derecede terlemiştim. Eğitmenim, benim çok hevesli olduğumu ve ZUMBA eğitmenliğini düşünmemi söyledi. Zira ZUMBA eğitmeni olmak için motivasyonu yüksek, enerji dolu ve işini seviyor olmak çok önemli.

Türkiye’de Dünya’ya kıyasla çok daha az eğitmen olduğunu biliyordum, böylece bir sonraki ZUMBA eğitmenliği programına katıldım. Henüz eğitimlerim devam ederken ve henüz uzmanlık sertifikamı almamışken ders vereceğim sınıflar duyurulmaya ve oluşmaya başlamıştı bile!! Sanırım o sırada çalıştığım spor kulübü, benim bu kadar azimli olmamın üyeleri de aynı şekilde azimli olmaya teşvik edeceğini biliyordu.

Biliyorum, ZUMBA programını kelimelerle anlatmak çok zor, insanın mutlaka o atmosferi yaşaması, hissetmesi gerekir. Yine de,  ZUMBA nedir ve sen onu nasıl tanımlıyorsun?

ZUMBA programı; dinamik, heyecan verici, coşkulu ve etkili fitness sistemi yaratmak için Latin & uluslararası müzik ve dans hareketlerini kapsayan bir Latin esintili dans-fitness dersidir. Bir ZUMBA dersi (ZUMBA Fitness Parti şeklinde de adlandırılır), kardiyo ve kas yapma faydalarının dengesini eşsiz bir şekilde harmanlamayı elde etmek için aerobic/fitness yöntemi ile vücudu form ve şekle sokan hızlı ve yavaş ritimleri birleştirir. Bense onu şöyle tanımlıyorum; ZUMBA eğlencedir!!!!!

Sürekli ve hiç nedensiz etrafa gülücükler dağıtan biri değilim hele ki nabzımın çok yükseldiği yoğun kardiyo çalışmalarında asla. Ancak nasıl oluyorsa her ZUMBA dersinde kendimi bile şaşırtacak derecede mütemadiyen gülümsüyorum. Diğer herkes de aynı şekilde mutlu ve gülümsüyor. ZUMBA derslerinde diğer egzersizlerden farklı olarak bizi sürekli gülümseten şey nedir?

Müzik, ZUMBA programının itici gücü ve neredeyse en önemli öğesi. Coşkulu müzikleri ve parti atmosferi ile ZUMBA, bütün dünyada en ateşli ve en eğlenceli kardiyo egzersizi olmasıyla ünlü. ZUMBA ruhu; derslerde kullanılan Cumbia, Salsa, Merengue, Flamenco, Chachacha, Reggaeton,  Samba, Belly Dancing, Bhangra, Hip Hop ve Tango gibi olağanüstü müziklerden geliyor. Hiçbir spor kuruluşu kendi müziği yaratmak için bu kadar para harcamamıştır. Ve halen yeni şeyler üretebilmek için çalışıyorlar.

ZUMBA programının sağlıklı ve fit olmak açısından ne gibi faydaları var?

Öncelikle egzersiz yapıyorsun ama bu bir nevi “maskeli egzersiz” yani egzersiz yaptığını anlamıyorsun. Nabzın yükseliyor, vücudun daha esnek oluyor ve kilo kaybediyorsun. Stresten arınıyorsun, öyle ki ZUMBA sırasında dediğin gibi gülümsemeden duramıyorsun. Kadınlar daha kadınsı hissediyor, erkekler gerçekten de dans edebildiklerine şaşırıyorlar. ZUMBA programında öncelikli amaç egzersiz değil, eğlence. Ancak sonuç egzersiz:) ve kendinizi yeniden canlı hissetmenizi sağlıyor.

Son zamanlarda Craig Ballantyne gibi pek çok tanınmış fitness eğitmeni uzun ve sıkıcı kardiyo çalışmaları yerine “Interval Training” gibi kısa zamanda yüksek nabızla daha etkili olan kardiyo çalışmalarını öneriyorlar. ZUMBA programı için bir çeşit Interval Training çalışması diyebilir miyiz?

Evet, ZUMBA gerçekten de bir çeşit “Interval Training” programı. Ve haftada en az üç kez yapmak kaydıyla, sadece iki haftalık bir sürede kilo vermeye başlayabilir ve 4 ile 6 hafta arasında da kaslarınızda belirgin güçlenmelerin (toning) olduğunu görebilirsiniz.

ZUMBA programına başlamak için yaş, cinsiyet, kilo, sağlık durumu gibi şartlar var mı? Herkes ZUMBA yapabilir mi?

Çocuklar, yetişkinler, nispeten biraz daha yaşlı olanlar ile diz ve kalça problemleri olanlar için farklı ZUMBA programları var. Misal; Suda ZUMBA, ZUMBA Toning Çubukları ile yapılanlar gibi…

Sporun her alanında olduğu gibi ne kadar fitsen, ne kadar düzenli egzersiz yapıyorsan  performansında o oranda artıyor, ancak kilo ve kalp problemi olanlar bile ZUMBA programından fayda sağlayabilirler. Kilo endişesi olmayan, sadece dans etmek, egzersiz yapmak, güzel müzik dinleyip eğlenmek isteyenler de ZUMBA derslerine katılabilirler.

Bir konu önemli; diz ve bel problemi olanlar için ZUMBA fitness programı nispeten bu bölgeleri zorlayıcı olabilir. Çünkü oldukça çevirme ve bükme hareketleri var ki bu sıkıntıları daha da kötüleştirebilir. Bu kişiler yine de derslere  katılabilirler ama öncelikle eğitmenlere durumlarını bildirmeli ve yapılacak hareketler için danışmalıdırlar. Bir diğer önemli nokta ise asla koşu ayakkabılarıyla ZUMBA dersine katılmayın, çünkü koşu ayakkabıları sağa sola değil öne hareket etmek için tasarlanmıştır ve yeri sıkıca kavrarlar. Daha ziyade dans-fitness için uygun olan lastik ayakkabıları tercih edin.

ZUMBA eğitmeni olarak izlediğin bir diyet var mı?

ZUMBA  fitness programının yanı sıra bir diğer aşkım da yemek. Neyse ki çok aktifim. Gökkuşağını yemeye çalışıyorum, gökkuşağının bütün o renklerini bir düşünün ve gününüzü bu renkler ile doldurmaya çalışın. Sadece karbonhidrat sadece protein ya da meyve yiyemezsiniz. Her şeyi iyi dengelemeniz gerekiyor. Günde en azından beş adet meyve yerim ve her zaman çantamda kuru meyve, fındık, susamlı çubuk ve cezerye gibi sağlıklı atıştırmalıklardan bulundururum.

ZUMBA fitness programı eğitmeni olarak; çok fazla enerjiye ihtiyacım olduğu için diyetlere kıyasla daha fazla karbonhidrat, protein ve zengin kalsiyum içeren şeyleri yemeyi tercih ediyorum. Aslında ne yemem gerektiği konusunda vücudumu dinliyorum çünkü o hep neye ihtiyacım olduğunu söylüyor.

Yemek yapmayı sevdiğini biliyorum, favori yemeklerim şudur diyebileceğin neler var? Takip ettiğin yemek blogları var mı?

Yemekle ilgili her şeyi okumayı seviyorum, bu bir tarif olabilir, beslenme üzerine veya bilgi sahibi olmadığım yeni malzemeler ile ilgili olabilir. Kendi çorba, sos, noodle, sıcak tencere yemekleri ve kızartmalarımı yaratmaktan zevk alıyorum. Özellikle arkadaşlarım yemeğe geldiğinde kullanmayı çok sevdiğim bir raclette’im var. Üzerinde kestaneden kalamara kadar pek çok şeyi pişiriyorum. Bir de özellikle etin aromasını daha da kuvvetlendiren toprak güveç kaplarını kullanmayı seviyorum.

Snoweggs’i ne yazık ki sadece birkaç ay önce keşfedebildim, buradaki her şey çok lezzetli görünüyor. Özellikle tatlıları ve çorbaları seviyorum. Ayrıca birçok kek anneminkilere benziyor. Nigella Lawson’ın yemek programını ve web sitesini de beğeniyorum. Sanırım tarifleri en baştan çıkarıcı olanlar onunkiler. Basit aşçılık içinse her zaman Jamie Olivers’ın tariflerine bakarım. Onun her şeyi gram, mililitre ile ölçülendirmesi yerine elinizde bulunanları kullanmanızı sağlaması (bir tarif için markete gitmenize gerek kalmaması) hoşuma gidiyor, ayrıca River Cafe ve Wagamamas yemek kitaplarını da seviyorum.

Şu an My Club Spor Kulüplerinde oldukça yoğun bir programla ZUMBA dersleri veriyorsun. ZUMBA fitness programına başlamak isteyenler seninle nasıl iletişime geçebilirler?

ZUMBA web sitesinde tüm sertifikalı ZUMBA eğitmenlerinin listesi var. Tüm eğitmenlerin, kendi programlarını içeren profil bilgileri mevcut. Benimle de bu adresten iletişime geçebilirler.

ZUMBA fitness programına başlamak isteyenlere ne önerirsin?

Hemen başlayın ve asla geri dönüp bakmayın!

Uzun uzun sorularıma cevap vermek için yoğun temposunun arasında bana zaman ayırdığı için Linda Colligan’a ve fotoğraf çekimlerim için ilgi ve heyecanla kapılarını açan My Club spor kulubüne ne kadar teşekkür etsem az.

 

ZUMBA ile ilgili bir yazı hazırlama fikri aklıma düşüverdiğinde, nasıl bir tarif paylaşsam diye az düşünmedim. Çikolata mutlaka olmalıydı. Linda kırmızıbiber de olmalı deyince zihnimin ekranında bir şeyler netleşmeye başlamıştı ve sonunda en az ZUMBA kadar ateşli bir Martini ve tahmin bile edemeyeceğiniz kadar lezzetli ev yapımı bir çikolata likörü tarifi ile çıkageldim.

ZUMBA ruhunun her anınıza yansıdığı kıpır kıpır bir hafta sonu olsun.

Çikolata Likörü İçin:

Uyarlama: The Essence of Chocolate | John Scharffenberger & Robert Steinberg

Servis: 750 ml

Malzemeler:

  • 1/4 cup kakao
  • 250 ml / 1 cup kaynamış su
  • 1 cup toz şeker
  • 250 ml / 1 cup su
  • 250 ml / 1 cup votka

Hazırlanışı:

  1. Bir karıştırma kabında kakaoyu, kaynamış suyu kakao çözülene dek karıştırın ve daha sonra kullanılmak üzere bekletin.
  2. Küçük bir sos tenceresinde, şekeri suyu orta ateşte karıştırarak, şekerin çözülmesini sağlayın ve kaynama noktasından hemen önceki konuma (simmer) getirin ve ateşten alın.
  3. Daha önce hazırlamış olduğunuz kakaolu şekerli karışıma sıcak şekerli şurubu ve votkayı ekleyin. Bir mikar karıştırın ve ince gözlü bir süzgeçten geçirerek hava geçirmeyecek kapaklı bir şişenin içine aktarın.
  4. Bir gece buzdolabında bekletin.
  5. Çikolata likörünü birkaç hafta boyunca saklayabilirsiniz. Ancak zamanla içindeki votka aroması azalacaktır.

Çikolatalı ve Kırmızıbiberli Martini için:

Uyarlama: Absolutedrinks.com

Servis: 1 kişilik

Malzemeler:

  • 1 ölçü (ben 30 ml olarak hazırladım, siz keyfinize göre bunu 45 ya da 60 ml yapabilirsiniz) Absolut Peppar (İstanbul’da bulamadım) ya da herhangi bir aromasız votka
  • 1 ölçü çikolata likörü
  • bir çimdik toz kırmızıbiber
  • süslemek için küçük kırmızı biber (Meksika Biberi)

Hazırlanışı:

  1. Shaker’ınızı yada kapaklı bir kavanozunuzu yarısına kadar buzla doldurun.
  2. Hemen ardından içine votkayı, çikolata likörünü ve toz kırmızıbiberi ekleyerek shaker’ın ağzını kapatın ve shaker’ın dışı buzdan buğulanana kadar çalkalayın.
  3. Süzgeçten geçirerek martini bardağına aktarın.
  4. Dilerseniz, bardağın kenarını toz kırmızıbiberle süsleyebilirsiniz. Afiyet olsun:)